.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/14/2011

Henüz kaleme alınmamış bir öykü



Birbirine uzanamayan iki ayrı yazgı

Henüz kaleme alınmamış bir öyküydün sen.

Hayatına uğrayanların kalem ucu desenlerle yüzüne lekeler çizdiği,
anlamsız başlayan cümlelerin gizli öznesi.
Cümlelere gidecek yollar ortadayken kelime oyunları arasına sıkıştırılan zincirleme isim tamlamalarının tamlayanı sen tamlananı ise öyküyü kaleme almaya çalışanlardan başkaları değildi. Zincirler uzadıkça tamlayan yok oluyor ve tamlananlar bütünlük kazanıyordu.


Henüz kaleme alınmamış bir öyküydün sen.

Kaleme almaya cesareti olmayan ve her harflerinde fütursuzca kalem ucundaki renkleri yüzüne bulaştırmaktan yorulmayan anlamsız kalabalığın ortası.
Kimine göre hayat, kimine göre ölümdü diğer adın.

—ki sana sorsalar hiçbirisiydin
—ki bana sorsalar sen ‘sen’ değildin.

Çoktan seçmeli hayatta açılmaması gereken kapıların önünde sen, ardında ben varken;
birbirine uzanamayan iki ayrı yazgıdan fazlası değildik.



Henüz kaleme alınmamış bir öyküye teğet geçen her cümlenin yüklemiydim ben.


Özlem Özer