.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

6/26/2013

Yalnızlıklar


yalnızlık âsâsıdır musa`nın, nuh`un gemisidir, isa`nın çarmıhı,

muhammed in devesi.

teraziden havalanıp bakkal hüsnü'nün, omuzlarına konan sineğin kanadıdır

sinek için,

elimdir benim, ayağımdır.

tenimdeki ürpertidir ansızın,

ansızın bana bakışınızdır.

Bir Uyumsuzun Notları


hep aynı şeyi diyorlar: doktor’a git.

"ne diyeceğim ben doktora? “radyoda haberleri dinlerken hastalanıyorum, korkunç bir tedirginlik duyuyorum. sözgelimi, ellerim avuçlarım kaşınıyor, gözlerim yanıyor, tırnaklarımı kemiriyorum, boğazımda bir öfke düğümleniyor, yok yere kavga çıkarıyorum, kırıcı oluyorum.

ne güç aslında! bir çiçeğe, bir çocuğa sizin gözünüzle bakamayacak, bakmak istemeyecek, temel çıkarları ve gelir kaynağı, sizin gönül verdiğiniz düzenin, dünya görüşünün tam karşısında duran, bu düzenle beslenen birine derdinizi açacaksınız: her şey bir yana, şu somut belirtiler kalksa ortalıktan” diye yalvaracaksınız. “bilgiçlik yapamayacak kadar yorgunum, ellerinize bırakıyorum kendimi. yeter ki yüreğimin dibinde yatan o keskin, acıtıcı buzul yüzeye çıksın, katlanılır olsun. uykuda göğsüme giren burguyu söküp atabilsem, ansızın avlanmasam. bir deneseniz belki anlarsınız: yozlaşmış bir düzende yaşamanın bellibaşlı, adlı adınca bir hastalık olduğunu. her insanın teşhis edilmiş kişiliğinin yanısıra, sahip olmak istediği kişiliğin de bir o kadar önem taşıdığını."

Strauss




kimi zaman olduğu gibi mucize gerçekleşir, gizli çatlağın iki yakasında, her biri en uygun toprağı seçmiş değişik türden iki yeşil bitki yanyana bitiverirse; ve aynı anda kayanın içinde,onbinlerce yıllık bir fasılayı kanıtlayan, birbirine benzemez karmaşık kıvrımlar sunan, iki amonit kendini gösterirse, işte o anda zaman ve mekan birbirine karışır. anın yaşayan çeşitliliği çağları birbirine bitiştirir ve sürdürür. düşünce duyarlılık yeni bir boyut kazanır, o boyutta her ter damlası, her kas kasılması, her soluk alma bir tarihin simgesi haline gelir. bedenim bu tarihin devinimini tekrarlarken, aklım anlamını kavrar. yüzyılların ve uçsuz bucaksız toprakların birbirleriyle nihayet barışık bir dille söyleştikleri, daha yoğun bir anlaşılabilirlikle çevrelendiğimi duyar gibi olurum.