.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay
albert camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
albert camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Oca 2012

Dönek Ya da Kafası Karışığın Biri..




Yağmur, ey Tanrım, bir tek gerçek yağmur, uzun, sert, göğünün yağmuru! İşte o zaman iğrenç kent, yavaş yavaş kemirilerek karşı konulmaz bir etkiyle çöker ve kaygan bir selde tümüyle eriyip, vahşi halkını kumlara doğru sürüklerdi. Bir tek yağmur, Tanrım! Ama ne diyorum ben, hangi Tanrı; Tanrı da, efendi de onlar. Kısır evleri üzerinde, madende ölüme gönderdikleri zenci köleleri üzerinde egemen olan onlar, ve Güney ülkelerinde topraktan kopartılan her tuz katmanı bir insana bedeldir; onlar, efendiler, sokakların madensel beyazlığında, yas örtüleri içersinde, sessizce geçerler ve gece olduğunda, tüm kent süt gibi bir hortlağa benzediğinde, tuzdan. duvarların belli belirsiz parıldadığı evlerin gölgesine iki büklüm olarak girerler. Deliksiz, rahat bir uykuyla uyurlar ve uyanır uyanmaz da buyuruk verirler, vururlar, tek bir ulus olduklarını, tanrılarının gerçek olduğunu ve boyun eğmek gerektiğini söylerler. Onlar benim efendilerimdir, acıma nedir bilmezler ve tanrılar gibi, yalnız olmak, yalnız başlarına ilerlemek, yalnız başlarına egemenlik sürmek isterler çünki yalnız onlar tuz ile kumların içinde soğuk ve yakıcı bir kent kurma gözü pekliğini göstermişlerdir. Ya ben ...

Albert Camus / Sürgün

13 Ağu 2011

Yabancı...




Umut, bir yolun dönemecinde, var hızla koşarken, birden yetişen bir kurşunla yere serilivermekti...


 Benim davamı beni işe karıştırmadan çözümlüyor gibiydiler sanki. Her şey, benim araya girmeme gerek kalmadan geçip gidiyordu. Düşüncemi sormadan kaderimi karar altına alıyorlardı. Arada bir, herkesin sözünü kesip 'Ama bu kadarı da olmaz yani! Sanık kim burada? Sanık olmak önemli bir şeydir. Benim de söyleyecek sözüm var!' demek geliyordu içimden. Ama şöyle bir düşünce, bakıyordum ki, söyleyecek bir şeyciğim de yoktu. Şunu da kabul etmeliyim ki, insanları oyalamaya karşı duyulan ilgi pek uzun ömürlü olmuyor...

14 May 2011

Düşüş




Bir kişiyi aklı başında ya da eli açık olmak için harcadığı güçten ötürü övmeye kalkışırsanız onu pek az sevindirmiş olursunuz. Tanrı vergisi yetileri için yaptınız mı bunu güller gibi açılır; bunların tam tersi, bir suçluya kusurunun yaradılışıyla bir ilgisi olmadığını, bunun nedeninin mutsuz bir takım rastlantılardan doğduğunu söylerseniz en yüce duygular besler size. Aslında doğuştan namuslu, kafası işleyen biri olmanın bir değeri yoktur. İçinden geldiği için birini öldürenle; bir rastlantıyla birini öldürmek arasında sorumluluk yönünde hiç bir ayrım olmadığı gibi. Ama bu düzenbazlar bağışlanmayı isterler, sorumsuzluğu… Aslında suçsuz olmalılar, yaradılışın bir nimeti olan erdemlerinden kuşkulanmamak gerekir, geçici bir mutsuzluktan doğan kusurları da sürekli olmamalı. Yargılamayla kesmek gerek ilişiği…


Bizden daha iyi kişilere daha az iç döktüğümüz çok doğrudur. Daha doğrusu onların topluluklarından kaçarız. Çokluk bize benzeyenlerle, bizim güçsüzlüklerimizi paylaşanlara dökeriz içimizi. Demek ne düzeltilmek ne de yola getirilmek dileğimiz var. İlkin gücümüzün yetmediğinden yargılanmamız gerekir. Yalnızca acınmakla yürekledirilmek isteriz. Kısacası artık suçsuz olmak isteriz, ama bunun için parmağımızı bile kımıldatmak gelmez içimizden. Ne yeterince hayâsızlık, ne de yeterince erdem. Ne kötülüğün gücü var bizde ne de iyiliğinki. Bilmem okudunuz mu Dante’yi? Gerçek mi? Öyleyse onun Tanrı’yla şeytan arasındaki savaşta iki yanı da tutmayan melekleri olduğunu bilirsiniz. Araf’a yerleşmiştir onları, bir çeşit avlu, cehennem avlusu.


Biz işte o avludayız sevgili dostum.