.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/21/2011

Tıkanma




Bilgiyi tedavi etmek. Adem’le Havva’nın İncil’deki hikayesinden beri insanlık biraz fazla akıllı oldu. Şu elmayı yediklerinden beri. Şu beyin koreksi, yani cerebellum.

İşte sorun orda. İnsan eğer sadece beyin sapını kullanarak yaşayabilseymiş, sorun ortadan kalkarmış. Balıkların psikolojik olarak ıstırap çektiklerini göremezsiniz. Süngerler asla kötü bir gün geçirmezler. Amacım hayatımı basitleştirmeye çalışmak değil. Amacım kendimi basitleştirmek. Her bağımlılık aynı sorunu çözmek için bulunmuş bir yöntemdir. uyuşturucular, obezite, alkol veya seks, huzuru bulmak için kullanılan farklı yöntemlerdi. Bildiklerimizden kaçmak için, eğitimimizden, elmayı ısırmış olmaktan. Dil, dünyanın nimetlerini ve ihtişamını örtmek için bulduğumuz bir yöntemdir.İnsanlar dünyanın bu denli güzel olmasına katlanamıyorlar. Açıklanamaz ve anlaşılamaz olmasına. Biz artık gerçek dünyada yaşamıyoruz. Semboller dünyasında yaşıyoruz.

* 48 Bir dakika sonra kollar etrafıma dolanır.Polis dedektiflerinden biri beni sıkıca kavrıyor,göğüs kafesimin altını yumruklarken kulağıma “Nefes al! Lanet olası nefes al!” diye fısıldıyor.

Kulağıma soluyarak “Bir şeyin yok,” diyor.

İki kol bana sarılır,ayaklarımı yerden keser ve bir yabancı kulağıma “İyileşeceksin,”diye fısıldar.

Periabdominal basınç.

Doktorların yeni doğan bebeğe vurduğu gibi birileri sırtıma vurur ve şişe kapağı uçarak boğazımdan fırlar.Bağırsaklarımdaki plastik toplar,arkasına biriken bokla birlikte paçamdan aşağıya bir anda boşalır.
Bütün özel hayatım gözl
er önüne serilir.

Gizli hiçbir şey kalmaz.

Maymun ve kestaneler.

Bir saniye sonra yere yıkılıyorum.Hıçkırırken birileri her şeyin yoluna girdiğini söylüyor.Hayattayım.Beni kurtardılar.Neredeyse ölüyordum.Kafamı göğüslerine bastırıp kucaklarında sallarken “Rahatla,”diyorlar.

Dudaklarıma bir bardak su dayayıp “Ağlama,”derler.

Artık geçti,derler.

/