.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/19/2011

Utanç Bitti





Onun bedenine tutsağım,onunla uyumak yalnız uyumaktan öylesine farklı,daha derin,düşsüz,nerdeyse hiç kıpırdamadan.Ertesi sabah uzaktan gelişine bakıyorum,daha da güzelleştiğini düşünüyorum.İlişkimiz üzerinde konuşmamak bile ilişkimizin başka bir ad altında sürmesiydi.Ve onu nasıl baştan çıkaracağımı,kilit altına alacağımı,kavga edeceğimi hatta öldüreceğimi kurdum.Koltukta uyurken gecenin bir vakti bana sarılacağını kurdum.Yeter ki bu acının birazını kavrasın,diyordum.Bunu anlaması için ne yapabileceğimi düşünüyordum.Ama sevmeyen biriyle acı üzerine nasıl konuşulur ki,konuşamadık...


 Sanki ters çevirilmiş bir dürbünden bakarmış gibi uzaklarda bakışları boş bir kadın görüyorum,gerçekdışı düşlerle dolu bir kafa.Anne,ev kadını,eş,fahişe.Benim bu.DuygusalBir aşk romanı okurken ağlamalar.Acının nereden kaynaklandığını anlamaya.O güçlü,yaratıcı,bağımsız kadın da benim,bir yandan da hala buyum işte,yaralanmış,nefret dolu,güvensiz.Yüzeyin hemen altında yoğun bir öfke gizli.Kanıt aramıyorum.Kendimi çok çabuk anlamıyorum....

 Gelin birbirimize karşı sabırlı olalım ve henüz üstesinden gelemediğimiz şeyleri dürüstçe itiraf edelim.ama utanmamamız gerekiyor.Duygulu diyorum,beni eleştirenlerin gözlerinin içine bakarak,kuşkusuz duygulu bir insanım ben,filmlerde ağlarım.Hassaslığımı bazen ince bir alaycılık perdesiyle örtüyorum.Aşırı duyarlı,fazla duygusal,hatta belki paranoyak.Kendi ezilişimin ayrıntılarını,diğer kadınların acılarının gündelik ayrıntılarını çiğ bir projektör ışığının altında on kez büyütülmüş gibi görüyorum.Buna karşı direncim yok artık,at gözlüklerim yok,kabuğunu kaybetmiş bir midye gibi ortalık yerde duruyorum..
Kendine acıma?
Elbette.Bir kendine acıma denizi içinde yüzebilirim,içinde domuzların çamurda yaptığı gibi debelenebilirim.
Kindarlık.Evet,o da mevcut.
Ama utanç yok. Utanç bitti!


Birinin, hiçbir şeye ihtiyacım yok,yalnızca burada oturmak ve sana bakmak istiyorum demekle nasıl bir baskı uygulayabileceğini şimdi anlıyorum.Senden hiçbir şey istemiyorum,yanımda olmandan başka.Yalnızca yanında uzanmak istiyorum...



Hayır evlilik değil beklediğim,harekete,ateşe,renge duyulan ihtiyaçla hiç ilgisi olmayan bir kurumsallaştırılmış yalnızlığı beklemiyorum..




.