.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/18/2013

Küpesini düşürdüm gecenin soğuğu kaldı içimde sessizce geçip gittim




"...günün her saati kalabalık olan caddenin ortasında oturmuş insanları izliyorum. parmaklıklarından çiçek sarkan küçük balkondan gördüklerim, bir süre sonra hayalete dönüşüyor. aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya yüzlerce renk ilerliyor. sanırım birçoğu ne için yürüdüğünün farkında değil. iç içe girmiş mağazalarda çalan müzikler, insanların konuşmaları, araba kornaları, kalp atışı; toprak sesi, ateş sesi, su sesi, ... hepsinin oluşturduğu tek bir gerçek var: uğultu."

gonzalo borinda

"fazla olan bendim ama bunu anlamak istemiyordum. bazen birilerinin hayatında fazlayızdır. bu kadar basittir; bize orada yer yoktur."

"insanların insafı yok. sevgi adına seni lime lime ederler. sonra sen ölünce, onlar seni yaptıklarıyla öldürünce, senin bir kişiliğinin olmadığını söylerler. kocaman, acı gözyaşlarıyla ağlarlar. sana değil ama. kendilerine ağlarlar, oyuncaklarını kaybettikleri için."

james baldwin

küçük şeylerden filizlenen, büyüyen balta girmemiş orman. ona yazgı diyoruz ama masa saatinin içine nasılsa girip altı rakamının dibinde ölmüş kalmış küçük bir sinek de diyebiliriz. çünkü artık burada, bu dünyada her şey parçalar halinde ve her bir parça diğerinin yerine geçebiliyor. yadırgamıyoruz. çıldırmamız gerek ama yadırgamıyoruz. ben örneğin hem kendini beğenmiş biri hem bir akvaryum balığı olabiliyorum, tül tül yüzgeçlerimle aptallık ve ölüm taşıyorum. bu balık gerçeğin kendisi olabiliyor, ama gerçek daima biraz hüzünlüdür. gerçeği ararken bir yandan da değiştirmeyi düşleriz. çünkü aynı zamanda gerçek daima utanç vericidir.
.....

Herşeye yeniden başlamak mümkün değildi. istesemde mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için bir takım yetenekler gerekliydi ; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi meselâ. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.

Oğuz Atay

hiç gitmediğim bir şehir olsun..hani haritada yerini bile bilmediğim..hani kimseyi tanımadığım,kimsenin gitmediği,kimsenin gelmediği bir şehir..hani denize kıyısı olan,hani biraz İstanbul kokan ve Karadenizi anımsatan her yağmurda hani her yolu aynı sevdaya çıkan bir şehir..
başkenti olsun düşlerimin..
.....

Yabancısı olmadığım bir tek olgu var. O da kendi varoluşum. Belki tek mutluluğum bu. Tek bağlantım. Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum yitmiş demektir.

Tezer ÖZLÜ

gölgeler seni aydınlıktan daha fazla çektiği için insanların ardındakileri görmek istiyorsun öyle değil mi? niçin? senin içinde neler var? büyüsüne kapıldığın ışığa yaklaşarak kanatlarını yakan kelebeklerin tersi misin yoksa? karanlıklar seni içine çekiyor ve yavaş yavaş orada boğuluyorsun, bu mu hadise? ama ne için? orada kaybettiğini bulmak için mi?

Maxime CHATTAM,

Çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak.

"Bütün gün yatakta kalmanın nesi hoş?"
"Kimseyi görmek zorunda kalmıyorsun."

Charles Bukowski,

Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, kendini dinletemeyenlerin, önemli gözükmeyenlerin, dilsizlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi? Sanki anlatamadıkları hikayelerin harfleriyle kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin, ezikliğin, hatta yenilginin işaretleri var onlarda.

Orhan PAMUK,

Demek ki hiçbir şey, o an olduğu kadar değerli ve önemli değil. Demek ki en büyük duygular bile yalnız o an için önemli. Demek ki her şey geçebiliyor ve yüzde yüz değişebiliyor. Demek ki hiçbir şey, aslında o denli önemli değil. Demek ki hiçbir şey gerçek değil.

Duygu ASENA,

Bilir misiniz bu duyguyu? Aeronun içinde, mavi bir spiralin içinde hızla gidersiniz, pencere açıktır, rüzgar ıslık çalar ve yeri unutursunuz; yeryüzü sizin için Satürn veya Jüpiter ya da Venüs kadar uzaktır. İşte aynen böyle yaşıyorum.

Yevgeni Zamyatin,

Senin kreasyonların kendimi ifade etmeme izin vermiyor! Benim civciv olduğum sarı günlerim var, Ofelya olduğum çiğdem beyazı karlı günlerim! Bazen kavrulmuş Antep fıstığı gibi yeşillenir, bazen de nar kırmızı terör estiririm!

Alev ALATLI,

Ve yalnızlığım yalnızca nesnelerin anlaşılırlıklarına saldırmakla kalmıyor, onları, var olma temellerine kadar kemiriyor. Duyularımın tanıklığının doğruluğu konusunda gittikçe daha çok kuşkunun saldırısına uğruyorum. Artık biliyorum ki iki ayağımla üzerine bastığım yeryüzünün sallanmaması için, benim dışımda başkaları da onun üzerinde yürümeliydiler.

Michel TOURNIER,

Dinle susturduğun geceyi.
Silmek ve bilmek artık
Görevin tutmamak arzuyu senin olmayan
dokunmalar ve umarsız bakışınla,
Çünkü zaman ben'im, yaralıyım.

Nilgün MARMARA,

nefesinizin desibelini ölçün,
birkaç gram kristali burnunuzda koklayıp damaklarınıza dudaklarınıza sürün,
emin o kekremsi tatsızlığı,
düşün arada...
jiletle oyuncak gibi oynarsanız, kalbinize de gelir,
kalbinizi deşmeyin,
delik nöronlarınızı kimyasal formüllerle doldurun..
uzağı, perspektifi, yalanı, renkleri ve kendinizi canavar hislere eziyet ederek sırasıyla öldürün...

evet sessizleşiyor insan zamanla..