.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

10/10/2011

Kallima Limborgi..




Kalbimi çalan ötesiz anarşiste..

Yasak bellenmiş, hasıl olması tansık sayılmış, gülücüklerine mil çekilmesi farz kılınmış ilişkilerin başlangıç meridyenlerinin, "pençenin patiye dönüştüğü ân"a isabet ettiğini idrak ettiğinde ışıl ışıl gülümsemek gibisi.. Gülüyor ve mesnetsiz sırıtıyorum. Yüzümdeki emare: "Hassiktir!".


Felsefe ve kutsal kitaplar bazen hiçbir şeyi açıklayamıyor.. "Gece, Melek ve Bizim Çocuklar" izledikten sonra maça gidelim diyenleri giyotine de sürmüyorlar artık. Hapse de atmıyorlar, apseden de saymıyorlar varlıklarının telaşsız aymazlığını. "Hayalci" olmak; pembe düşlere teğet olan ile 'Karagöz Oynatıcısı' olmak arasında konserve bir anlamla mündemiç.. Gözyaşlarına leblebi tozu vermiyorlar küçük kız, okul sonrası kırmızı puding yemek artık günah! Safdillik, paralize olmuş dimağ yorgunluğu ve patavatsızlık part-time. Felsefe, hiçbir şeyi açık edemiyor. Muz orta, Dokuz Aylık, Alman Kale ve "Hadi artık eve gel!"ler yok artık.. Katilin maktulden dilediği özrün sorgusuz saçmalığı.. Kitaplarını Tevrat yapraklarıyla kaplayan kız, artık çağdaş diye bir yalan yok..


Demem; demin herhangi bir kadını değil de O'nu düşünüyor olmanın egoizmle olan iç hukukunu teselsüle lehimleyip, sırat köprüsündeki gençliğine "Elveda!" demeyi es geçerek, ön taramasız ve freş; sorumsuz ama gözlemci bir kimlikle, hakkıyla kucaklayabiliyorsan/ savunuyorsan dönen başını omzuna koyarak/ musalla taşıyla seksek oynayabiliyorsan/alelâde aşıksan be adam,

ne güzel!



Part 1
a. "melekkanadı topladım sana": Birbirimizin yüzüne bakmaktan korkuyoruz ya.. işte ben o korkuyu kaybetmekten çok korkuyorum.

b. "egoizm merdiveni": Değişirken gelişmemiz de mi lazım?

c. "bazı mektuplar, kırağılıdır": Her aşkın maruz bırakıldığı şablonlar, bloklar, kaideler olduğu gerçeğini kabullenme vakti geçmedi mi? Şöyle sereserpe, sersefil hıçkırıklar ve ispinoz kursağına düşmüş istiridye incisi berraklıklar olsa ya..? Temennim, terennümümdür otobüslerde ayakta giderken..

d. "bira?? - peki, az şekerli kahve": Müziğin ve literalize edilmiş kutsal metinlerin şahadeti hangi kurumsallaşmayı özge kılabilir ki? Bunun adı, keşke'den önceki "ohh be" ferahlığı. Bunun adı apse ekşiliği.

e. "ahşap mektup açacağı hüznü": Hiçbir parametre için araf yok. Pusula, kırık. Harita, yırtık. Uyku, gürpedek bastırmakta. Gamzeli yanakların yönetim şekli, mutlakiyettir.


Part 2
Ayrıntıcılığın, solipsist mükemmeliyetin raddelerinde sivri gümüş bıçaklar durur. Masa, özenle hazırlanmıştır. Bir komünyon gibidir gece.. Unutulmuş, paslı bir h'içgüdünün değersizliğine denktir yokluğun. Kişiselleştirilirken obskürantizme göz kırpan o saftirik büyü, tavşan bokudur ah! Gün gelir, kokar. Unutulmasın.


Part 3
Ve buna kızacağını bilsem de, yanına oturup "Merhaba!" diyebilmeliyim..


Part 4
Kafka'nın tasviriyle eğer "Tanrı'nın intihar düşüncesi" ise insan, hâlen demagoji peşinde sprinter olmanın manâsı da ne ola!?


Part 5
* Gündem oyalamacılığının ulaştığı olay ufku'ndan kurtuluşun anahtarı herkesin beyninin ön lobunda değil. Çıkarlarını kilere kaldır sen, bu sene kış yok.

* Bölük pörçük, nim çehre bırakıldığımız o yeraltı istasyonunda dekovil gereksinimimiz giderecek bir regulasyon, bir rastlantı, bir Tanrı bulamayışımız değil mi bizi elma ile armut'un arasındaki 777 farkı bulmaya iten flu f-aktör? Maksat; sen bir şiirde herhangi bir dizesin de dizlerinden vurulmuş, kimse farketmiyor gibi seni..

* Konjonktüre, sistem'e, iktidarsız iktidara manyel çırpınışların ilahlaştırıldığı dipsiz algoritma için hazırladığın o tüüüm kelimelere şunu söyle: Senin ağzının Pin Kodu'nu, dilin bile unutmuş.

* Bencile "bencil" deme bencilliği almış gitmiş.. Bakınız: Md 1.

* Bir şeyin olmaklığı, olmamaklığından olumsuz..

* Sahte infialler, ruhun kadar gerçek imgeler doğurur: prematüre! Morbid bir sıçrayış, silahsızlanmaya karşı çıkan bir av tüfeğinin konuşma baloncuğudur..

* "Eli kanlı"nın delikanlı olduğu iklimlerde, eşcinsele "ibne" diyorlar be abi..