.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

10/10/2011

"soru yağmur doluysa, insanı öldürür."



"hani bazen olur ya, ağlamak yetmez. ağlamanın hiçbir türlüsü yetmez. bağırmak da yetmez. çekip gitmeye gerek bile yoktur. garip bir gülme kaplar göğsünüzü. çünkü acı öyle büyüktür ki, bedeninizi kaplar. bedeniniz acı olur. acı yabancı değildir, batmaz. gülersiniz.. gülüyorum.. bütün gizlenmiş, yatıştırılmış, bütün yasaklanmış gülmelerimi gülüyorum."

"tak.. tak.. tak.. fidel geri geldim.. yine de aklına çocuklar koyuyorum fidel. eline geçiyor mu, zeplinlerle kediler yolluyorum sana her gün. boncuklarımı, kutularımı, çantalarımı, kokularımı, çaylarımı ve her şeyimi alıyor musun? seni seviyorum diyorum, boynunda böcekler oluyor mu?.."

"söz yoksa, sürgün vardır. kaçarsın. nereye? en yalan yere"

"ellerimi ceplerime sokmalıyım bazen. cepsiz şeylere dayanamam. insan ellerini nereye koyacağını şaşırıyor. şaşırdıkça ellerimiz çoğalır. dikkat edin bir kez, mutlaka çoğalır.


"alara, sen neleri terk ettin annen gibi yenilmemek için? biz ne zaman annemiz gibi olduk? aslında babamız olan o adamları ne zaman bulduk? yenildiğimiz bir maçın rövanşı bu, alara, dikkatli ol.

o adamlarda babanı öldürebildin mi? ihtimal, öldüremedin, yenildin.

öfke, her yenilgiyle içimizde büyüyen cüzzamlı bir çocuk, alara. anlamsız ve zamansız ağlamalar. ve sonra:

'neden oluyor bilmiyorum. ara sıra böyle olurum ben. aslında seni çok seviyorum. çok seviyorum. dengesizliklerim için özür dilerim.'

aslında ne sevdin ne de öldürebildin onları, alara.

anlasana, biz yokuz aslında. yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olamadı. yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık. psikoloji ve sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk.

alara, biz kaçtığımız tuzaklara yakalandık. bu kadar işte.

'hadi salona dönelim'"

ece temelkuran-bütün kadınların kafası karışıktır