.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

2/21/2012

Şöför ve Şair



tutmadım ama ellerini
şarap iyi çarpmıştı seni. Gözlerinden kayıyordu yaşlar. Dayanamadım.Kalktım yataktan. Banyona geçtim. Yüzüme soğuk sular vurdum. ayıltmaya çalıştım ruhumu. RAhattım aslında sen ardımda kalmışken elin boş.
Döndüğümde sızacağını biliyordum.
Utanmanı istemiyordum.
Çünkü Seni hiç bu kadar zayıf görmemiştim.
İçim garip oldu. kaçtım senden. Hatırlamıyorum diyebilmek için.

Güneş doğacaktı.
Isırıyordu kulaklarımı ışıklar

Aynaya baktım uzun uzun.
Gözlerimin altındaki morlukları silmeye çalıştım ellerimle. Ama hayır, onca sigara onca alkol nereye gidecekti ki!.

Hani demiştin ya bana içli içli bir umursamazlıkla: Kişinin ruhu gözlerindedir şoför. Yaşlanma tendeki kırışıktan değil gözdeki ışıktan anlaşılır.

Haklısın. Gözlerimde görüyorum işte tüm dağılmışlıkları, anıları, geçmişi.Bedenim değil.Asıl ben.şuan. Ben! Ne kadar da çıplağım bu gözlerle. Çırılçıplak hem de!

Ayaklarımın ucuna basa basa giriyorum odaya. sen kokan odana.
Sızmışsın. Mışıl mışıl kokuyorsun. İnsan uyurken gerçek halinde mi olur cidden.. İşte sen, masumsun. Onca insanı sen öldürmüş olamazsın, onca sert sözler senden çıkmış olamaz, bir kelam uğruna bunca yürekten mürekkep almış olamazsın.

Hem bak, evin ne kadar soğumuş. Üstünü örtüp çıkayım. Gerçi birazdan uyanırsın, gülümsersin gittiğime. Dersin ki:

iki kelam tanrısı gece sevişir gündüz ayrılır. Kelamların efendileri arzuyla sevişirler ama sevemez biribirlerini.

Hani o gün yazdığın gibi:

kelime getirdi seni bana
ve o götürecek yine

Benden daha şair kadın! Benim sığındığım soğuk liman. Hayvansılığımın boşaldığı beden. Dizinde ağladığım, tokatlayarak uyuttuğum kadın. Kalbi pezevenk kadın! Bir insan kendini ne kadar severse seni o denli sevdim seni, biliyorsun değil mi? bilmez miain. Hem de nasıl bilirsin.

Ama şimdi gitmeliyim yine.

O kızın yanına gitmeliyim.

Hani ' nasıl ya? ilk senle mi beraber oldu.' diye kahkaha attığın kızın yanına gitmeliyim.

Gizli gizli izlediğin, hatta bir şekilde tanıştığın kızın yanına.Nasıl oyuncusundur sen! Bilmez miyim..

Kıskanmadın biliyorum o nu. sadece merak ettin.
VE gittin, izledin o yerde. Konuştun. Ne konuştuğunu bilemediğim kızın yanına gideceğim işte.

Ne söyledin o na? Niye güldüğünü söyledin mi mesela? Ya da benim tüm defterlerimi dolduran kalbini anlattın mı O'na? Bir bilsen katil kadın. KAtil ve şair kadın. Sen 'elimi tut' derken ne kadar samimiyken, o ' git.sevmedim seni' derken o kadar yalancıydı işte. O kızı sevdim ben. CEsurdu. Senden daha cesurdu. SEnden bile daha cesurdu!

Söylesene
Öptün mü o kızı sırf benim tadımı almak için?
Söylesene cesaret ettin mi O'nun ruhuna girmeye.
Hayır
Öldürme O'nu da.

Gel
beni öldür
Bir ben ölümsüzüm senin dünyanda
ve bundan
bir ben gelebiliyorum istediğim zaman sana..

Anahtarlı Kilitler

 son zamanlarda okuduğum en güzel hikayeler bu blogda tavsiye ederim cidden.