.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

3/23/2012

Esersizliğe Doğru; Giderken ve Susarken...



Söz, söz değil artık: gürültü, dedikodu, itiraf, ifşaat; iftira, ispiyon, ironi, parodi... her türlü sahici ilişki ihtimalini ortadan kaldıracak kadar aşırı-gerçek, bu nedenle de sahte bir söylem manzumesi. Hemen hemen her söz basitleştirilmiş ya da kabalaştırılmış; dolaşımın ve pazarın çoktan parçası; iktidarların, kitlenin işgali altında...

Kendi sözlerini söylemleştirmiş olanlara ancak söylemleşmiş, dolayımlanmış (medyalaşmış) başka sözler ulaşabilir; gürültüyü ve görüntüyü kullanan başka sözler...
(Ortak dil ve anlatılar, söylemin hangi tarafında durulduğuna bakılmaksızın, birbirlerine hiyerarşik olarak eklemlenir. Bu nedenle her karşı-söylem bile, iktidarın yapabilirliklerinin –dışlama, kapatma, imha etme, bağışlama...– göstergesi olarak güce ve merhamete çağrıdır. Marjinal, ezilmiş, bastırılmış, uzak tutulmuş, susturulmuş diller... bu diller de artık yan söylemler olarak pazara ve tüketime sunulmuşken, susmanın, işitilmediği için söylemleştirilemeyecek dilinden başka ne kalmaktadır yasadışılığa? Aynı şeyi susuyor olmaktan başka ortaklıkları olmayanların ortak eylemi...)
Görüntüyü ve gürültüyü, dışı, “onlar”a –kurumsallıklarının ve yığınsallıklarnın gücüyle hareket edenlere– bırakabilir kişi ve bu tavırda zımni bir şiddet vardır: Konuşarak, tartışarak, sistemin söylem deposunu çeşitlendirmek yerine, susmak, gerilim yaratır, kışkırtıcıdır; mahrem –karanlık, gölgede, niyeti belirsiz, anlaşılmaz– kalan şey, yasadışılığa adaydır.

Sessizliğin yasadışı olma ihtimali, ardında gizlediği şeyin tanımlanamaz, yansısız, dolayısıyla ürkütücü olmasında yatar. Yıkıcılık –iktidarlara ve kitlelere dönük şiddet– ve yaratıcılık kaynağını, sessizlik saatlerinden ve esersizlik imkânlarından alabilir. Yazı: İsteyenin ve seçenin okuyacağı metin, sessizliğe çağrıdır; kimseye ulaşamayacağını, ulaşsa bile birleştirici, harekete geçirici olamayacağını bilen, birleştirici, harekete geçirici olma isteklerinin tehlikelerinden beslenen bir yazı; başka bir hayat olarak hayatla örtüşen, örtüşemediği yerde yazma arzusuna dönüşen sessizlik; zihindeki çağrışımları, imgeleri gizli kalacak, yazarın ve okurun suskunluğuna denk düşecek bir metin; tereddüt ve feragat; lanet tasarısı ve bir küfür olarak ütopya...

Sessizliğin Anarşisi / Işık Ergüden