.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

7/11/2012

bazı müziklerin havaya ihtiyacı vardır. camını indir.



ne öğrettim ona? dünyada tanımadığı bir deli daha olduğunu..


''...çünkü benim ilgimi çeken insanlar deli olanlardır, yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, her şeye aynı anda ihtiras duyan, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan birşey söylemeyen... ama gece boyunca maytaplar gibi yanan, yanan, yanan...''jack kerouac / yolda

özür dilemek davranışlarını kontrol edemeyen insanların son hücum ve son savunma şansı… özür dilemek, halkların dışındadır. özür dilemek kişilerin tekelindedir. büyük kapitaldir. benden özür dileme kılıcım! seni başkalarına saplayan benim… ( Küçük İskender )

bir yara izinin asla çirkin olmadığı konusunda bana katılmanızı rica ediyorum.yara izini yapanlar bunun aksini düşünmenizi isterler.ama siz ve ben,onlara kafa tutma konusunda bir anlaşma yapmalıyız.çünkü,tecrübelerime dayanarak söylüyorum,ölürken yara izi olmaz.yara izi "ben kurtuldum," demektir.. ( chris cleave )

duvarlara uymak için renk verme. kendi yerinden öyle emin ol ki duvarlar sana uymak için renk değiştirsin.

bir gün, dedim jan'e, 'evrenin dördüncü boyutuna geçmek mümkün olduğunda, şöyle bir yürüyüşe çıkıp yok olabileceksin. gömülme yok, gözyaşı yok, cennet yok, cehennem yok. insanlar otururken birden, 'george'a ne oldu?' diye soracaklar ve biri, 'bilmiyorum, bir paket sigara almaya gitmişti,' diyecek. ( charles bukowski )

hiç düşündünüz mü? ölen bir insanı gerçekten bir daha görebilir misiniz? ölen bir okula gidebilir misiniz? ölen bir evde uyuyabilir misiniz? o yıllar öldü. o yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.  ( tezer özlü )

insan mükemmel olandan çok yolunda gitmeyenler hakkında fikir sahibi olmaya daha yatkın..( nick hornby )

'insanlar kendilerinde olmayan bir erdemin başka birinde var olabileceğine akıl erdiremiyorlardı. birinin zayıf olduğunu hayal etmek, onun güçlü olduğuna inanmaktan çok daha kolaydı. ( chuck palahniuk )


insan, ilginç ya da yararlı ne anlatabilir? başımıza gelmiş olan şeyler ya herkesin başına gelmiştir ya da yalnızca bizim başımıza gelmiştir. ilk durumda bayatlamıştır, ikinci durumda bizden başkası anlayamaz onları. ( fernando Pessoa )

"beyefendi nereye gidiyor?"
"bilmiyorum", dedim, "sadece buradan gitmek, sadece buradan gitmek. sürekli buradan giderek hedefime ulaşabilirim."
"hedefini biliyorsun yani?" diye sordu.
"evet'' dedim. ''buradan gitmek, işte hedefim bu." ( franz kafka )

ve her zaman iyi bir insan olarak tanınmayı isteyen kişi, kötü insanların arasında yok olmaya mahkumdur. ( niccolo machiavelli )

çünkü ben ilgilenmediğim zaman varım bulunduğum yerde ve her ilgilendiğimde yeni çatlaklar oluşuyor yeryüzünde.

çalışmak gerekiyor, şevkle olmasa da en azından umutsuzlukla çalışmak gerekiyor, zira gördüm ki çalışmak eğlenmekten daha az can sıkıcı...( charles baudelaire )

"lafa gelince, insanların söylediklerini dinleyin: kendi dinsel inançları kadar kesin bir şey yoktur. yaşamlarını inceleyin; bunlara en küçük bir inanç beslediklerini düşünemezsiniz bile" ( david hume )

bir derviş ya da manyakoğlumanyağın teki değilseniz olayları küçültmeden ya da büyütmeden, oldukları gibi kabul ederek yaşayamazsınız..(  emrah serbes )

ne umuyorduk ki olric? öptüğümüz kurbağa prenses çıktı diye hayatımız peri masalına mı dönüşecekti? umma olric umma,yasak düşler kurma.'' ( oğuz atay )

değişen durumlara göre bazen çok iyi, bazen çok kötü bulduğum bir medeni halim var: bekarım.. ( murathan mungan )

burası da, görüyorsun ki, uçsuz bucaksız bir yer değil! burada da gözümüze bir hudut çiziliyor. okyanuslarda bile başka türlü olmasa gerek. acaba bu kainatta yerle göğün birbirine karışmadığı bir taraf yok mu? alabildiğine sonsuzluğa doğru giden bir taraf...(  sabahattin ali )

bir gün, o sigaranın dumanını öylesine üfleyeceğim ki pencereden, yerle bir olacak rutubetli duvar, bizim evden deniz görünecek. ( ferhan şensoy )


-anlamadım, dedim.
-kuyara ile adako, dedi.
-ne o ? bir ilkçağ trajedisinin adı mı ?
paleti bırakıp gittim yanına oturdum.
-bütün çağların trajedisi bu, ku-ya-ra; 'kumda yatma rahatlığı.' a-da-ko: 'ağaç dalı kompleksi.' şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. daha da genişletilebilir. kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. düşünmeden uyuyuvermek. biteviye geçen günlerin kolaylığı. ya adako? ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? hep öteye öteye uzar. gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. özgürlüğe susamışlıktır. buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. genç hastalığıdır. çoğunlukla kuyara dişidir. adako erkek. pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. insanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu adako'yu da budarlar. onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. asi daldır o. ayrılır. balta işlemez ona.

sustu. iki sigara yakıp birini bana verdi.
-çalışmıyor musun? diye sordu.
-çalışıcam.
paleti, fırçayı elime alıp denize baktım. gözlerim yanıyordu. bir gün beni bırakacak. ilk seferki gibi habersiz, birden kaybolacak. arkamda kumsala yatmış, kim bilir neler düşünüyordu. bütün suç onun aylak oluşunda, bari resim yapsa..( Yusuf Atılgan )