.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

7/08/2012

İnsanlar Kitabı



Gide Döne, çok girip çıktık bu ulu kapıdan... Öyle demiştik bir zamanlar. Ulu kapının taşları çözülmeğe başlar gibiydi, bu kapıdan bir daha geçmemeği de geçirmişiz usumuzdan o sıra. Taşları başımıza düşer diye değil, uzun sürebilecek bir can çekişmenin vereceği acıdan kaçmak istediğimiz için... Ölümün yaklaştığını seziyorduk.

Oysa, sevdiklerimizin can çekişmesini sonuna dek
yaşamamız, onlarla birlikte ölmeği yaşamamız gerektiğini sonraları öğrenecek, iyice anlayacaktık.

Belki de, ‘bir daha yaklaştığını’ demek gerekirdi. Bin yılların içinde bu kapının ölümü birkaç kez başlamıştır çünkü. Ne var ki eski durumlar, geçmişteki haller, bir kocaman yokluktur, dünyanın her kezinde kendiyle başladığını duyan- duymamazlık edemez ki zaten! Her yeni kuşak için. Tarihi kendimizle başlatmamız yetmez; herkesin dünyayı yanımız sıra tanımasını, öğrenmesini de bekleriz, onsekiz yaşlarımızda.
Ama gene her kuşak için ölümün ulakları yalnız bir kez gelir.
Kişi o ulakların varlığını sezdiğinde kendi eşsiz,
benzeri olmayacak acısını duyup gidecektir kendi ulaklarıyla buluşacağı yere.
Yaşamayı öğrenmenin pek büyük bir bölüğü, ölümü öğrenmektir aynı zamanda.
Ama bunun farkına varmak da uzun süreler geçmesini gerektirir: Başka şeylerin, yaşamla sıkı sıkıya ilişkili şeylerin süreleridir bunlar. Art arda yaşamış sevilerin, sevgilerin süreleri; çırpınıp çırpınıp ulaştığımız başarıların, utkuların süreleri; gerçekleştirmeye çabaladığımız düşlerin süreleri...
Hepimize bir kurtuluş, bir özgürlük, gerçekleşecek bir düş gibi görünmüş yazlıklar, yaz ayları, dinlenceler,
izinler (adı üstünde) zamanla bir törene dönüşür,
önce sıkıcı, sonra yorucu, sonra...

Her tümce yaşamla biter.