.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

5/11/2013

Tanrı'nın Soytarıları



Benimle en dibe gelebilir misin?
Ne kadar ileri gidebilirsin? Kendinden kaçabilir misin? Hayatını feda edebilir misin? Sönüp giden bedenine katlanabilir misin? Binlerce ses arasından ufacık fısıltıyı duyabilir misin? Bana hissedebileceğin en yoğun duygulardan bahset. Yeni bir başlangıç yok yeni bir yol yok bir kaçış yok. Yitip gidiyor her şey. Hiç varolmamış bir yaşamda yavaş yavaş çürüyeceksin. Yaşadığın hayatı silip at. Benimle en dibe gelebilir misin? Nereye vardığını, neye dönüştüğünü, dönüştüğün şeyden memnun kalıp kalmayacağını bilemeyeceksin. Moraran gözler, kanayan dudaklar, pıhtılaşan kan, göz yaşları. Kan basıncı aklı tüketiyor. Yoğun, ekşi hava. Beynindeki geçmişe dair görüntüleri sil..

Benimle ölümcül bir oyuna var mısın.?

Geri dönüşü olmayan bir oyunun içindeyiz..!

~ Eva İskandarov



 Gökdelenden aşağı düşen adamın hikayesini duydun mu? Aşağı düşerken geçtiği her katta kendini telkin etmeye çalışmaktadır: “Buraya kadar her şey yolunda… Buraya kadar her şey yolunda.” Nasıl düştüğün önemli değildir. Önemli olan indiğin andır ...

~ La Haine



 Her şeyin bir nedeni olduğuna inanırım. İnsanlar değişir ve siz de umursamamayı öğrenirsiniz, bir şeyler ters gider ve böylelikle her şey yolundayken bunun kıymetini anlayabilirsiniz, yalanlara inanırsınız ve sonunda kendinizden başka kimseye güvenmemeniz gerektiğini anlarsınız; ve bazen iyi şeyler biter ki daha iyileri başlayabilsin...

~ Marilyn Monroe


 Ben özgür bir adamım ve özgürlüğüme ihtiyacım var. Yalnız kalmaya ihtiyacım var. Yalnız kalıp utancımı ve umutsuzluğumu sorgulamaya ihtiyacım var. Güneş ışığına ve kaldırım taşlarına yanımda kimse olmaksızın ihtiyacım var; konuşmaksızın, kendimle yüz yüzeyken yüreğimin müziği bana eşlik etsin yeter.

Ne istiyorsunuz benden? Söyleyecek bir şeyim olduğu zaman yazıp yayımlatıyorum zaten. Verecek bir şeyim olduğunda veriyorum. Gözetleme merakınızdan iğreniyorum! Övgüleriniz beni aşağılıyor. Çayınız beni zehirliyor! Kimseye borcum yok. Sadece Tanrı'ya karşı sorumluyum ben, o da varsa şayet.!

~ Henry Miller



 Fakat ne kadar uzun yaşar, ne kadar çok şey görürseniz, bir şeylerin yanlış olduğunu o kadar fark ediyorsunuz. Savaş, salgın hastalık, ölüm, yıkım, açlık, fakirlik, işkence, suç, çürümüşlük, kokuşmuşluk vesaire. Bu tabloda kesinlikle yanlış olan bir şeyler var. Bu iş pek başarılı bir iş değil. Eğer bu Tanrı’nın yapabileceğinin en iyisiyse, pek etkilenmediğimi söylemeliyim. Her şeye kadir bir varlığın elinden bu tür sonuçlar çıkmamalı. Bu sonuçlar, daha çok işinden bezmiş, aksi bir devlet memurunun yapacağı türde bir işe benziyor. Ve aramızda kalsın, adilce yönetilen bir evrende bu herif çoktan işten atılmış olurdu...

~ George Carlin


 Küçükken komünisttim Amerika, özür/m'özür de dilemiyorum şimdi her fırsatta esrar çekiyorum. Günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum. Chinatown’a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye, ama hiç kimselerle yatamıyorum. Bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum. Ah! Sen beni Karl Marx okurken görmeliydin Amerika..

Ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor. Hiçbir şeyim yok gerçekten, Tanrı’ ya yakarma dahil. Mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız. Amerika, daha sana Karl Marx Amcam Rusya’dan döndükten sonra ona yaptıklarından söz açmadım. Sana sesleniyorum Amerika...

Allen Ginsberg



eski püskü bavullarımız gene kaldırıma yığılmıştı; daha gidecek çok yol vardı önümüzde. ama önemli değildi, çünkü yol hayattır...

Jack Kerouac


  Bu ne benim kusurum ne de insanların. Sessizliğin en sessizine aidim, benim için doğrusu bu...

Franz Kafka


 Bana durmaksızın kaderden söz ediyorsun, peki, Tanrının; düzeni, dolayısıyla da erdemi sevdiğini sana kim kanıtlar? Hiç ara vermeksizin adaletsizlik ve düzensizliklerinin örneklerini gözlerinin önüne sermedi mi? Acaba insanların başına savaş, veba açlığı musallat ederek, her yanından kötülük akan bir dünya yaratarak mı erdeme karşı olan sınır tanımaz aşkını ortaya koyuyor senin gözünde? O bile yalnızca kötülüklerle hareket ettikten sonra, her şey kötülük ve ahlaksızlık olduktan sonra, irade ve yapıtlarındaki her şey cinayet ve düzensizlikten oluştuktan sonra neden kötü yola sapmış kişilerden hoşlanmamasını istiyorsun?

Marquis de Sade


 Hayır, sizin yaşamınızı onaylamıyorum. Hayır, sizin şeffaf giysili kadınlarınızdan biri olmak istemiyorum. Cumartesi gecesi, bir restorandaki masanızda budala ama bağıran müzikle küçük gülücükler, aptal tebessümlerle baştan çıkartan bir kadın olarak sunulmayı istemiyorum. Ve o mahzun ve göz süzen ve bazen deli, öngörüsüz ve aptal ve çocuksu ve ana ve orospu ve aniden sizin hiç eksik etmediğiniz banal bir fıkraya kibarca gülümsemeye kendimi zorlayan biri olmamalıyım...

Ulrike Marie Meinhof


 Katı değilim, içim boş.. Gözlerimin ardında uyuşmuş, felç olmuş bir mağara, bir cehennem kuyusu, alaycı bir hiçlik duyumsuyorum...

Sylvia Plath


 İnsanların gözünün açılacağını, herkese özgürlük sağlanacağını, zavallı kızların kaderinin unutulmayacağını umalım; ama onlar kendilerini unutturmayacak kadar şikayet ederlerse, kendilerini geleneğin ve önyargının üstüne yerleştirirlerse, onları köleleştirdiği varsayılan utanç verici prangaları ayakları altında cesurca çiğnerlerse; ancak o zaman, gelenek ve kamu karşısında zafer kazanırlar; daha özgür olacağı için daha akıllı olacak erkek, kadınları küçümseyişindeki adaletsizliği hissedecektir. tutsak bir halkın suç olarak gördüğü doğanın itkilerine kendini bırakma edimini özgür bir halk suç olarak görmez...

~ La Bonne Cuisine de Madame E. Saint-Ange
Marquis de Sade


 Kutsal gökdelen ve kaldırımların ıssızlığı.! Milyonlarla dolan kafeteryalar kutsal.!. Sokakların aşağısındaki, gizemli gözyaşı nehirleri kutsal..!
Doyumsuz yalnızlık kutsal.!..

Allen Ginsberg


İşte "beğendiğim" insanlar :
- lodosla başı ağrımayanlar,
- insan dramının bilincinde olmayanlar,
- her sanat yapıtını aynı biçim ve aynı ölçü ile algılayanlar,
- uçakta iştahla yemek yiyenler,
- görgüden söz edenler,
- herhangi bir gemidei herhangi bir yabancının ayakkabılarını modaya uygun bulup bu konuda konuşanlar,
- biriyle yatıp, ona iyilik ettiklerini sananlar,
- sabahları genel konular üzerine konuşabilenler,
- özel yaşamlarını gizli tutmaları gerektiğini sanıp, bu konuda hiç söz etmeyenler,
- yemekler ve mutfak üzerine konuşurken, sanki bir askeri darbeden söz eder gibi heyecanlananlar,
- aşık olunca, ömür boyu sürecek eşlerini bulduklarını sananlar,

  - Tezer Özlü




fotoğraflarda dahil olmak üzere hepicini bir facebook sayfasından alıntıladım, tavsiyemdir;

Tanrı'nın Soytarıları / The Clowns of God 

 

mailler için teşekkür ederim azcık zaman sıkıntısı çekiyorum bu ara ama bir ara tek tek cevaplayacağım.