.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

3/14/2011

Kalbimi çalıp götürebileceğini, üstelik benim, buna aldırmayacak kadar zengin olduğumu nereden çıkarıyorsun?



"Depresyonda veriler, yıllar boyunca, yüreğinizde ve aklınızda yavaş yavaş birikir ve sisteminizde yaşamı giderek daha da çekilmez kılan, tümüyle olumsuz bir bilgisayar programı şekillenir.

Ama siz bu gelişmeleri bunların bir şekilde normal olduğunu, büyümekle, sekiz yaşına veya oniki veya onbeş yaşına girmekle ilgili şeyler olduğunu sanırsınız ve bir gün bütün yaşamınızın dayanılmaz, yaşamaya değimez ve korkunç olduğunu, insanlığın bembeyaz tarihinde kara bir leke oluşturduğunu farkedersiniz. Bir sabah, yaşamaktan korkarak uyanırsınız."


"Şiddetli bir depresyon geçiren birine, dönüşüm noktasını belirleyebilmek için, bu duruma nasıl geldiğini sorduğunuz zaman, bunu asla bilememesi en korkutucu şeydir. 'Güneş de Doğar' da klasik bir an vardır, biri Mike Campell'e nasıl iflas ettiğini sorar, o ise yalnızca şu cevabı verebilir:'Yavaş yavaş ve sonra birdenbire'. Biri aklımı nasıl yitirdiğimi sorduğu zaman ben de ancak bunu söyleyebilirim."



"Böylesine özgüvenli, yeteneklerinden hiç kuşku duymayan, kendinden adamakıllı emin bir yaşamı anımsamak şimdi benim için çok güç. Yaşama gücüyle dolu bütün o enerjim nasıl oldu da ölüm isteğine dönüştü? Çok gelişmiş süper-egom kovalar dolusu o pis id akıntısında ne çabuk yok oldu?"



"Beni sevdiği için yaptıklarını -insanların sevgi gibi bir şey yüzünden birbirlerine çektirdiklerini- düşünüyorum da. Dünyanın bütün acılarına bedel. Berbat bir hayat yaşamak için nefrete bile gerek yok."


Richard Bausch / Mr.Field's Daughter



"Özlem benim için sadece bir ruh halidir. Her zaman birini veya bir yeri veya bir şeyi özlerim. Her zaman hayali bir yere dönmeye çalışırım. Hayatım uzun süren bir özlem olmuştur."


"Hiçlikten nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmem
Bir hiç yüzünden uykularım kaçar
Bir hiç yüzünden yatakta dönüp dururum
Bir hiç yüzünden büyük kavgalar kopabilir."


Edie Brickell / Nothing


"Kalbimi çalıp götürebileceğini, üstelik benim, buna aldırmayacak kadar zengin olduğumu nereden çıkarıyorsun?"


"Bazen alnımda bir 'DİKKAT KIRILABİLİR' işareti yapışık olarak ortalıkta dolaşmak istiyorum. Bazen insanlara, kuralsız bir dünyada, yasaları olmayan bir hayat yaşasam da, bunun ertesi sabah üzülmeyeceğim anlamına gelmediğini anlatmanın bir yolu olsun istiyorum.

Bazen, insanların canları istediği zaman gelip gidebileceğini, gerçek zorunlulukların artık olmadığını söyleyen bu dünyanın suratına fırlatıp atabileceğim tek anlamlı protestonun bu olduğunu düşündüğüm için depresyona gömülmek zorunda kaldığıma inanıyorum. Duygusal ve siyasal ilişkilerde aldatma ve ihanet tabi ki yeni bir şey değil ama bir zamanlar birini incitmek kötü ve acımasız sayılırdı.

Şimdi işlerin normal seyri, büyümenin bir parçası oldu. Artık hiçbir şey şaşırtıcı değil. Babamın kendine fazla dert etmeden terk edebileceği bir çocuğu vardı; Çoğumuzun daha da kolaylıkla sona erdirebildiğimiz hamilelikleri oluyor.

Bir süre sonra herşey anlamını ve önemini yitiriyor. Biri baba olup nasıl sorumluluk almazsa aynı şekilde erkek arkadaş olup hiçbir şey yapmayabiliyor. Zamanla yaşamınızın bir parçası olup da uymaları gereken davranış kuralları olmayan insanların oluşturduğu upuzun listeye dost, ahbap, iş arkadaşını da ekleyebilirsiniz.

Zamanla herhangi bir şeye darılmak veya kızmak anlamsızlaşıyor, zaten ne bekliyordun ki? Toplumun çekirdek ünitesinin -ailenin- kolaylıkla gözden çıkarılabileceği bir dünyada herhangi başka bir şeyin ne anlamı olabilir ki?

Normal duygulardan yoksun bırakılmanın, beni duygusal bir yıkıntıya dönüştürmesindeki çekişkiyi düşündükçe tüylerim ürperiyor. Rus yazar Aleksander Kuprin'in dediği gibi: 'Beyler, gerçek dehşetin, artık hiçbir şeyin dehşet uyandırmamasında olduğunu anlamalısınız!'"



"Ben kendim cehennemim."

Robert Lowell / Skunk Hour




Elizabeth Wurtzel
Prozac Toplumu