.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

25 Nis 2011

İnsana hayal kurduran, ona tutku yaşatan sahip olmadıklarıdır.





İnsana hayal kurduran, ona tutku yaşatan sahip olmadıklarıdır. Macera biriktirmek istiyorsanız yola çıkmanız gerekir. Bundan sadece fiziki yolculuğu değil, iç yolculuğu da kastediyorum. İnsan köyünden hiç ayrılmadan da tüm evreni algılayabilir. Bu anlamda felsefi düzeyde kullanıyorum göçü de, yerleşik olmamayı da. İnsanın dünyadaki gel-geç varlığına bir yorum getirebildiği ölçüde fikirler ilgimi çekiyor. Statüko bu anlamda insanın arayışını gölgeler. Ruhu kısırlaştırır. Trajedya kahramanını ilginç ve zengin kılan arada oluğudur.

 Modern hayatın dili şiirin üzerini örtecek kodlardan kurulu. Modern hayatın şiire hakkını teslim etmeyişinin nedeni, şiirin insan ruhunun kalesi oluşudur. Çünkü bize insan oluşumuzu hatırlatan tek gerçek etkinlik, sanat etkinliğimizdir. Ve şiir tüm sanatların ana kaidesidir. İçinde şiir taşımayan herhangi bir sanattan söz edemezsiniz. Şiiri yoksa o sanat sıradan ve eksiktir. İyi şiirin ne olduğuna dair pek çok şey söylenebilir. Benim de, teorik düzeyde cümlesini kurabileceğim bir şiir tarifi olabilir ama burada sözünü etmeyi istediğim daha yalın ve primitif bir ölçüt; güçlü bir şiirin üzerinde bir okumada çözülemeyecek bir düğüm bulunur. Bu düğüm bir okumada çözülmediği gibi her okumda okura farklı bir duygu yaşatır.


Gerçek şiirin boşalan yerini, popüler duyarlılıkla beslenen, kitlesel duyguları onaylayan, şiir dışı metinler doldurdu. Şiir adına yapılan kimi kasetlerin yaygın olarak dinlenmesi de bunun kanıtı. Gerçek şiir direnebilecek miı Öncelikle, popüler sanatla iyi sanatı ayıralım. Ayrı oldukları için de karşılaştırmayalım. Böyle bakarsak, gerçek şiirin bir şeye karşı direnmesi diye bir sorun da kalkmış olur ortadan. Zaten bir şiir popüler alandaki kirlenmeden yara alır hale geliyorsa hiçbir zaman iyi olmamıştır. Gerçek şiire popüler alanın kiri bulaşamaz. Belki kalabalık ve gürültü nefes aldırmaz bir süre ama zamana kalacak ve kazanacak olan yine iyi şiirdir.

    ‘YAŞADIĞI ANA KENDİNİ BIRAKMAYAN İNSAN YARATICI OLAMAZ’
 
Zamanın hangi boyutunu yaşıyorsunuz? "Gerçeğin zamanı yaşadığımız andır. Giderek de bunu daha çok kavrayan şiir olacaktır. Düzyazı işi daha çok zamana bırakır” der John Berger. Şiir geçmişi ve geleceği buluşturan bir anın sonsuzluğu duygusunu yaşatan bir etkinliktir. Bu anlamda sanırım "şimdi” ilgimi çekiyor. Yaşadığı ana kendini bırakamayan insan yaratıcı olamaz.


içine doğduğumuz kimlikleri bir süre sonra kader gibi yaşamaya başlıyoruz. Halbuki ait olduğunuz kimliğin size dayattıklarının tek hakikat olmadığını fark etmekle o kimliğe de haksızlık etmemiş olursunuz. O kimliğe ait zenginliğin bizi oluşturduğu doğru ama onu tek gerçek olarak algıladığınızda, insanın yeryüzündeki macerasına kulaklarınızı kapatmış olursunuz. Faşizme kadar giden dar düşüncenin kaynağı da budur.


Bejan Matur'la Söyleşiden kesitler...(Ayrıntı Edebiyat Dergisi - Aralık 2002 )