.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

6/15/2011

Gündökümü




"Çevremizi kuşatan çirkef içinde temiz kalma savaşımız." (s.7)

"Yığma semtler 'tepkisizlerle' dolu. Tepkisizler; düşünenleri, okuyanları, savaşanları küçümsüyorlar." (s.15)

"İlk bakışta bir yere bağlı olmak, bir partinin, bir kuruluşun üyesi olmak yeterli görünebilir. Ne var ki fazlaca yaslanıldığında bu duygu, edilgenliğin, avuntunun, yetinmenin tuzağına düşürebilir kişiyi." (s.17)

"Kitap, yaşamın bir parçasını oluşturuyorsa, derin bir iz bırakmışsa, söz etmemek de kadir bilmezlik olur diyoruz." (s.57)

"Doğuramamalarına yandığınız erkekler vardır. Hele haksız yere, salt dişiliklerinden ötürü ana olabilen bazı kadınları düşündükçe, neredeyse öfkelenir insan o yasaya." (s.59)

"Güneşin altında yeni bir şey yok sözü belki de doğrudur ama güneşin her gün yeniden doğduğu da yadsınamaz bir gerçek." (s.72)

"Bir deneseniz belki anlarsınız; yozlaşmış bir düzende yaşamanın bellibaşlı, adlı adınca bir hastalık olduğunu. Her insanın teşhis edilmiş kişiliğinin yanısıra, sahibi olmak istediği kişiliğin de bir o kadar önem taşıdığını." (s.77)

"Şu tavla, evde oynandı mı iyidir güzeldir de, kahvelerde bir erkeklik gösterisine dönüşür çoğu kere. Saldırganlık gittikçe artar, ürkütücü olmaya başlar; şeş-cihar, hep-yek gibi gizemli sözcüklerin de yardımıyla bir çeşit cinsel boşalım gerçekleşir." (s.109)

"Bir dostluğu yüklenemeyecek kadar yorgunum (evet dostluk yüklenilir, hem de ölesiye.)" (s.138)

"İçinizi habire kazırsanız, yinelemeye düşmekten kaçınamazsınız." (s.181)

"Edebiyat, bütünüyle geçmişimizdir, kendi yaşamadığımız anılarımızla da geçmişimizdir. Bir vasiyettir bize. Ya da geriye doğru verdiğimiz bir namus sözü." (s.271)