.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

6/15/2011

Hayat birisinin içine şans kağıdını koymayı unuttuğu bir şans kurabiyesidir




"Sanatçının işlevi, hayatın sunmadıklarını sunmaktır." (s.14)

"İçeriğe, bizleri etkileme, harekete geçirme becerisini veren şey üslup; içeriği umursamamızı sağlayan şey üslup." (s.21)

"Garip şahıs diye bir şey yoktur. Sadece kimi insanlar diğerlerinden daha fazla anlaşılmayı gerektirir o kadar." (s.20)

"Kendini egzotik biçimlerde hayal eden bir düşçüydü o; bir başka düzlemle, belki de başka bir zaman dilimiyle kendisi arasında köprü görevi gördüğünü düşündüğü hayaller kurardı." (s.23)

"Rusya'da ne kadar komünizm varsa, Amerika'da da o kadar demokrasi var. Amerikan ve Rus devletleri birbirinin aynı: Ekonomik totalitarizm. Diğer bir deyişle, tüm soruların cevabı, tüm meselelerin çözümü insanları bedenen ve ruhen en mutlu ve sağlıklı kılacak şeyler tarafından değil, ekonomi tarafından belirlenmekte (...) Ekonomik büyüme doğruları hadım etse de, güzellikleri zehirleyip bir kıtayı bok yığınına çevirse de, tüm medeniyeti delirtse de." (s.47)

"Bir arzunun öyle ahlaksız olduğunu 'söylemek' - ya da inanması daha da güç bir soyutlamaya başvurarak bir arzunun gerçeğe dönüştürülmesini kanuna aykırısaymak- o arzuyu ortadan kaldırmaz." (s.70)

"Yuva yaptılar kalbinin bacalarına, yitirdiğin o kırlangıçlar." (s.114)

"Kararsızlık tüyleri yarı yarıya yolunmuş bir albatros gibi asılıydı boynuna." (s.146)

"Otoriter kişiler, iktidar manyaklar, katı dogmacılar.
İktidar hırsıyla yanıp tutuşan, kanunların ve diğer sağlıksız soyutlamaların müptelası olan ve yönetmek, önderlik etmek, sansürlemek, emretmek, ödüllendirmek, cezalandırmak arzusu taşıyan insanlar. Bu insanlar, kertenkele bokları gibi, sevmeyi bilmeyen, ölümden ve dolayısıyla yaşamdan ödleri kopan insanlar. Kaotik olan, kanun tanımayan, serbest hareket eden ve değişen her şeyden korkuyorlar. Doğadan korkuyorlar, hayatın kendisinden korkuyorlar, hayatı reddediyorlar ve böyle yaptıkları için de Tanrı'yı reddediyorlar.
Gezegeni sarmış en korkak ve en korkutucu memeliler; sevgisiz, anal saplantılı, iktidar manyağı otoriter insanlar. Akıllı, güzel ve özgür olan her şeyi mahvediyorlar.
Otorite, ruhun doğumla ölüm arasında maruz kaldığı en zarar verici travma.(...)
Eskiden beri süregelen o acıklı otorite -isyan döngüsünü devam ettirir; zaman zaman suç ya da delilik olarak addedilen faaliyetlere yol açar." (s.189-190)

"Hayat birisinin içine şans kağıdını koymayı unuttuğu bir şans kurabiyesidir." (s.225)

"Ancak öznelerinden güvenli biçimde uzak kanal yazarlar üçüncü şahıs motifini kullanabilir ya da tüm sözcüklerin en korkağı olan birinci çoğul şahsı -makalelerde geçen, debdebeli ve dolambaçlı biz'i." (s.226)

Tom Robbins - Dur Bir Mola Ver(Another Roadside Attraction), Ayrıntı Yayınları