.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

9/23/2011

şahmerdan



"ölüm belki de bir memlekettir. ışıkları söndürülmüş bir paris kadar güzel, tayyare korkusundan ışıkları söndürülmüş paris'te bir çift parisli kadar yalnız aşıklarını düşünmeye çalışan insanlarla doludur; belki de ölüm şehri. orada, belki de insan yalnız iskeletiyle güzeldir. her şey kalbi atmadan, sükun içinde yapılır. nehirler vardır ki kocaman ziftli kayıklarla geçilir. nehrin öteki kıyılarında mor ışıklı asfalt caddelerde çıplak kadınlar dolaşır, ölüm memleketi belki de böyledir...

belki eğilirsin, bir avuç su serpersin iskeletine, pırıl pırıl parlarsın...yeniden başka türlü etler peyda edersin. yatarsın bir denizin üstüne, kocaman mor dalgalar alır seni dünyalar kadar bol ışıklı mavi bir beldeye götürür. mavi mahlukların içine düşersin. yanına altın saçlı, mavi gözlü, billur bacaklı çocuklar üşüşür. mavi balkonlu saraylardan genç kızlar fırlar...mavi rüyalı ölüm...kim bilir, beklediğin belki de seni orada bir huzur alemine beklemektedir.


hayır, hiçbir şey yoktur. sükut...yapılan şeylerin hesabını bile vermek yok. ne beklemek, ne beklememek, ne öpmek, ne öpülmek. sükut...kim derdi ki bu bütün hazların hazzı değildir? sükut...sükun...oh!"