.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

2/05/2012

4 Mart




Neden bu tiyatroya gittim ? Şimdi kafama saplanan düşünceyi söküp atamıyorum. Dün gece , İbsen'in Hortlaklar oyununu seyrettim.Tiyatronun kapısında duran zayıf gencin sevgilisi onu atlatmasaydı bütün bunlar başıma gelmeyecekti. Taşralı bir tüccara benzeyen orta yaşlı bir adamla birlikte biletleri sevinerek aldık bu gençten. Tüccarın yanında oturmak düşüncesinden rahatsız oldum , fakat bütün biletler bitmişti. Ben o gencin yanında olsaydım yalnız başıma girerdim tiyatroya : gelmeyen sevgiliye inat. Taşralı tüccarla girselerdi ben kurtulacaktım. Olmadı. Oyun başlamadan, son dakika da  biletleri bulmak bir  talih işiydi. Bu nedenle kendimi birazda akıllı saydım.

Şimdi yatağıma büzülmüş , büyük bir dehşetle , genç Alving'in beyninin nasıl yumuşadığını düşünüyorum. Ya korkusu ?  Tıpkı benim korkuma benziyor. Yatağa uzandım ve kımıldamadan yattım. Beynimin yumuşamasına engel olmak istiyordum. Kımıldamazsam bunu başaracağımı sanıyordum. Henüz aklım başımdaydı. Beynimin erimesine tedbir olarak kımıldamadan yatarken , bir yandan da bunun aptalca bir çare olduğunu biliyordum. Demek ki aklımı koruyabiliyordum. Belki korkumun değil, fakat düşündüğüm çarenin  saçmalığının farkındaydım. Korkum da yersiz olabilirdi. Oswald Alving'in  hastalığının kökleri babasının gençlik günahlarıyla ilgiliydi. Olsun. Bu durumu değiştirmez. Babamın da gençliğini nasıl geçirdiğini bilmiyorum. Duyduklarım da bu bakımdan pek ümit verici değil. Uzun yıllar hovardalık yaptığını överek söylerdi. Fakat neden bu oyunu seyrettim. Hemde böyle bir sırada...Bütün bunları düşünmek zorunda kalmayacaktım. Beynimin geleceği hakkında kuşkulara kapılmayacaktım.

Oyuncular ne kadar duygusuz. Alving'i oynayan genç - oldukça başarılıydı - Bütün bu korkunç sözleri her akşam aynı şekilde nasıl söyleyebiliyor ? Oyundan sonra arkadaşlarıyla şakalaşarak makyajını nasıl kayıtsızca silebiliyor ? Bana kalırsa i hastalanıp ikinci geceden sonra oynamamalıydı. Fakat o benim gibi değil ki : normal.Normal. Bu kelimeleri çocukluğumdan beri sevmem. Daha o zamanlar akrabalarım bana anormal derlerdi. Bu sözler insanın yüzüne söylenmez. Gene de duyar insan. Anormal , bu çocuk anormal. Bu çocuk normal değil. Onlara göre durmadan kitap okuduğum - hatırladığıma göre çok okuyamazdım doğrusu -  ve misafirlerin yanına çıkmadığım. - bu  ''yanına çıkmak ''  deyimi beni ürpertirdi. içime bulantı verirdi -  ve gereken yerde gereken kelimeyi bulamadığım için - bu nedenle bana ayrıca aptalda derlerdi - anormaldim. Bende büyünce normal olmak ve onları utandırmak için yanıp tutuşurdum. Galiba haklı çıktılar. Nasıl bildiler bunu ? Onların akılsız, duygusuz ve bilgisiz olduklarını bildiğim için , haklı çıkmalarına bütün kalbimle ve aklımla ve öfkemle isyan ediyorum. Ben haklı çıkmalıydım. Olmadı.  Sebep olanların gözü kör olsun! Bir zamanlar Tutunamayanlar diye bir söz etmiştim. Şimdi bu sözü çok hafif buluyorum..

Odada ki bütün ışıkları yaktım , banyonun kapısını açtım. Bütün gece onun gelmesini bekleyeceğim herhalde.  Beni uykuda yakalamasına izin vermeyeceğim. Onun kıskançlığından da bıktım usandım : kitap okumamı istemez, düşünmemi istemez , oyun seyretmemi istemez. Böyle bir baskıya gireceğimi bilseydim daha önce evlenirdim. İbsen'de nasıl yazdı bu oyunu? Yazmaya nasıl dayanabildi? Ben nasıl yazdım hamamböceğini ?  O başka. Beynimin hamamböceğiyle ilgili kısmında bir düzleşme başlamıştır herhalde. Yumuşamaya bir başlangıç. Evet. Onlar haklı çıktı. Sonunda bana olanlar olduktan sonra , aralarında konuşacaklar : yıllar öncesinde biz bu durumu anlamıştık , diyecekler. Kitap okumasından belliydi , misafirlerin yanına çıkmamasından anlamıştık.  Yerli yerinde karşılıklar bulup söyliyememesi onu bu duruma getirdi. Bir bakıma talihsizim. Misafirin yanına çıkmadıkları halde başlarına bir şey gelmeyenlerde var. Onlar bir bakıma kaybediyorlar. Eksik olsun böyle kazanç. Ben ölüyorum : görmüyor musunuz ?  Yazık diye üzülecekler. Fakat, haklı çıkmanın sevinci içlerini ısıtacaktır. Beter olsunlar diyeceğim ; oysa beter olan benim.

Sahneden bana yeni doğmuş bir bebek gibi bakan Oswald Alving'i hiç bir zaman aklımdan çıkaramıyacağım. Nietzsche de böyle olmuş diyorlar. Nietzche . Oswald Alving gibi biri hiç değil ki !

Tutunamayanlar / Oğuz Atay