.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

2/29/2012

Tılsımlar



Snorri’nin Edda Islandorum’unun ilk edisyonunun bir nüshası. Danimarka baskısı.
Schopenhauer’ın eserlerinin beş cildi. Chapman’ın Odyssey’inin iki cildi.
Çölde savaşılmış bir kılıç.
Büyük dedemin Lima’dan getirdiği yılan ayaklı bir mate fincanı.
Kristal bir prizma.
Aşınmış birkaç dagerotip.
Cecilia Ingenieros’un bana verdiği, babasına ait toprak ve ahşap bir yerküre.
Amerika’nın ovalarında, Colombia’da ve Texas’ta gezinirken kullandığım kıvrık saplı bir baston.
İçlerinde diplomalar bulunan çeşitli maden silindirler.
Bir doktora cübbesi ve kepi.
Saavedra Fajardo’nun, hoş kokulu İspanyol mukavvasıyla ciltlenmiş Las Empresas’ı.
Bir sabahın anısı…
Vergilius’un ve Frost’un dizeleri. .
Macedonio Fernandez’in sesi.
Birkaç kişinin sevgisi ya da sohbeti.

Kesinlikle tılsım bunlar, ama bir şeye yaramıyorlar adlandıramadığım karanlığa karşı, adlandırmak zorunda olmadığım karanlığa karşı.