.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/29/2011

Defolu Çıkan Hayat Ve İyi Yürekli Çocukların Serencamı


I

Uzun boylu ağrılara atıldım
Sokaklarda
Hırçın rüzgârlara katıldım
İyi yürekli çocuklar sessizce
Büyümekte
" dünyanın şavkı kendine,
Efkârı bize mi?demekte;
Kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte
Kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara
Düşmekteydiler
Uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler...

İyi yürekli çocuklar
Günlerin rahmine yaslarken düşlerini
Bazen apansız ölmekte
Ölmekteydiler...

Ama şalvarları gül desenli döne'ler
Yeniden dillenip döllenmekte
Doğrulup yeniden dillenmekte
Ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden
Rüzgârlar esmekteydiler...
(gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar " püsküvit”(!) istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler; sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler... hep aynı nakaratta köhne bir hayat...)
Sonra bildik törenler, kanıksanmış itaatler
Ve her aşkın künyesine bir gün
Dökülen küller...

Sonrası pazaryerleri: patates, pırasa vs.
Taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da
Bu ay da sürüm sürüm
Turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda

Defolu çıkmış hayat
Kimin umurunda!



Kimin umurunda
Yeni donlar giyen eski kadınlar
Ve bilumum " öteki”ler
Dolup boşalan kültablaları
Bozuk sifonlar
Şerefsiz adisyonlar
Ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar

Kimin umurunda
Buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı
Ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
Sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri.../

Iıı

" -vay anasını bu maçı da alamadık abiler
İpne hakemler bizi yine mağlup ettiler!”

İyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
En pahalı düşleri dolara endeksleyip
En ucuz pazarlara sürmekteydiler
Sonrası aşkın
Ve şarabın şanına düşen gölgeler...

Gölgeler
Kimin umurunda?
Yoruldu yorgunluk da
Aşk bir yana, düş bir yana!

Paranın sultası düştükçe
Düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya
Her şey hızla ayrışmakta
Üstelik gün ortası, ışıkta!

Her şey pazar
Ve karmaşa...
/sürerken ıssızlığın ödül töreni
Sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../

Iv

İyi yürekli çocuklar sessizce
O aşınmış saçaklarda, yollarda
Israrla yanlış atlara binip
Israrla düşmekteydiler...

-yok yoluna geçti geçen günler
..k yoluna kaldı kalan günler geride
Bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler?
Camları buğulu bir genelev odasında
Vizite fiyatına...

Solarken
Gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar...

V

Sürerdi
Yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat
" bu maçı da alamazken abiler”
İyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
Büyüdükçe kirlenmekte
Kirlendikçe ölmekte
Öldükçe bilmekte
Bildikçe acımakta
Acıdıkça görmekteydiler
Ki her fırtınadan ve anıdan geride
Herkes figüran
Yaşamın sahnesinde...

Sahnesinde
Yaşamın
Kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler
Minibüslerde demlenmiş ter ve çürük sperm kokusu
Sahnesinde
Aşklarla rus ruleti
Ve tel kaçıran çorapların kederi...

Sahnesinde
Brüt bir yaşam
Net bir ölüm

(bırak rezil gündüzleri
Geceye yaslan gülüm!)


İyi yürekli çocuklar o mahallelerden
Düzineler halinde geçmekteydiler...
Uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce büyümekteydiler

-işte bu vuruşlar sürdükçe
Maç mı alınır ulan sayın abiler
İpne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler!

Aşkta
Düşte
İşte
Birer
Birer
İnerken
Beyaz
Bayrakları

/b i z i m ç o c u k l a r,
B ü t ü n m a ç l a r d a y e n i l d i l e r.../