.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

4/25/2011

Üç—dört sözcük, üç nokta, bir duraksama...




bir duraksama... Birkaç sözcük daha suskunluktan koparılan, yarım bir soluk, belki soluktan çok bir iç çekiş, bir başlangıç. Her zamanki gibi başlamak, yarı karanlıkta, el yordamıyla...
Usul usul ilerlemek sınır işaretleriyle kaplı kâğıtta, hüzünle tereddütle dolu, belirsiz pişmanlıklar, ansızın kabaran korkular, alabildiğine bastırılan duygular arasında... Uzaklardan yazmak. Kaçabildiğim kadar uzaklardan, şimdilik varabildiğim en uzaklardan ve dalaşmak...


 (Bir zamanlar birini sevmiştim. Kuşlar konuşurdu onunla. Şu pencereye sığınmış iki ıslak, üşümüş kumruya sorsam: Şimdi nerede o? Biri kuyruğumda, diğeri boğazımda der mi? Sonra biri öteki, ikisi de hiçbiri olur mu? Söyleyin bana, desem, nerede onun mezarı? Kanatlarımda. Kanatlarımda...)


Son kâğıt, son yazı'dan..