.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

8/09/2011

azizin kararan gülleri

I. 

yıldızların 

yıldız olmak hakikatinden

kurtulamadıkları o yerde

beklenen sabah değildir artık

beklenen korkudur yüreklerde

ayaklarını soy ve çık tepelere

tepelerin acısını duy

duy varlığını

neden yaratıldığını ve öylece kaldığını.

ay tanrısı güneşe bakıyor

ve bir tanrı daha oluyor

derken zaman yaşlanıp

akmıyor.

gece yol alan atalarından söz ediyor biri

gece için gittiği haccı bilmeyen atalarından

onlar hep gece yol aldılar

bu yüzden insan oldular diyor

miraçları mutlaktı

kalpteydi.

II.

bir taşın işlediği yakınlık

geçmişten bugüne

taşınan bekleyiş

tapınma ve ışığın ölümü söylediği

ve insanların ceylanlar kadar kardeş olduğu

ve çölün açlığı bilmediği

III.

bir kadın göğsünde kavuşturduğunda ellerini

ne istemektedir.

ne söylemektedir bir kadın.

en fazla yılanlardan istenen aşk

en çok ondan korkulur çünkü.

eski bir dilin gizlediğini

açıklayacak olan kalptir yine de

taşta yer eden

birleşmesidir ruhla yaradılışın

birleşmesidir insanın tanrıyla o sadelikte.

herkesin bir miracı var.

benimki o tepelere yürüdüğümde

bana fısıldanan sözdeydi.

yükselişim kanatlarımı gösterdi bana

ve olmayan isteği hatırlattı.

ne istiyordum?

ne istiyordum taşlarda ilerleyen yaradılıştan.

bir işaret binlerce yıldan

bir işaret aşk olan.

aşk,

insanın

geldim

buradayı

demesinin bilinci

ve siyah güller

sonra azizin gülleri göründü bana

azizin kararan gülleri

kelimeler

gülleri unuttursa da rüzgar

bir yansıma hep var sularda.

güzelliğin odağı olan istek

hep var

o istek açıldığında

yalnızlık hiç olmadığı kadar yakındır insana

ve gövde hiç durmadan açlığı işler