.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

8/25/2011

Elini yakmadan yazmak / 24.06.2011









Geceye uyanmak... Ansızın bilinmeyene açmak gözlerini. Koyu, geç ve derin bir saatte... Koca koca binaları, çatıları sarmış karanlık, bir sarmaşık gibi dolanmış kentin çevresine, yolları ıssızlaştırıp insansızlaştırmış. Karanlığa bakmak isteyen gözleri kapamış. Başlangıcında mı, sonunda mı olduğunu kestiremediğin kopkoyu gecede uyanmak. Geriye dönemeyecek kadar uzak bulmak kendini tanıdık kıyılardan... Düşle gerçeğin, dünle yarının, bitip gitmişle hiç doğmamış olanın tam ortasında, bir başına, gölgemsi... Gözlerini pencereye, henüz bir leke, bulanık bir işaret, soluk bir ışıltı gibi beliren geleceğe çevirmek. Beklemek. El yordamıyla uzanmak sözcüklere... Gecenin tekinsiz yollarından çıkıp gelen, ıssız ve insansız sözcüklere...

Bir kanat sesi mavi karanlıkta işitilen... Yankılanan, ısrarla, bir başına ışığı çağıran... Ama geceden başka nerede bekleyebilirsin ki ‘’hiç tükenmeyen şafak vakitlerini?’’





Devamı; Aslı Erdoğan