.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

8/30/2011

“Ölürsem başucumda bir çingene müzik çalsın”



(…)



Kanacak çocuklar hep baharın bulutlara sürtünerek yırttığı yağmura
Dalacak kısacık ömrüne bir yağmur, kirlenerek şehrin sokaklarında
Yine burdan sürülecek bir zamanlar boğalarla koşan şen taylar
Yine böyle yalnız dönecek akşamlar, ellerindeki pazar filelerinde
Boyunları kim bilir nerde vurulmuş kanlı ikindi kafaları
Gözlerini düşürmekteler akşamın yorgun ayak izlerine
İşte yine kimse kalmadı, ne beyoğlunda, üsküdarda, balatta.
Eskiden işte böyle zamanlarda çıkardı bir şair
Bir kediye inat zamanın çıplaklığına yaslanır
Övmek için yalnızlığını sokağın, tükürerek bir caddeye
Atardı en önce üzerindeki bütün dillerin hatırasını
Bir hayale binip ağır aksak adımlarla başlatırdı savaşı
İsyan için maskelerin altındaki kirli kan arzusuna
Dolapları döndüren beygirlerin sıcak narin saçlarına
Her gün uzayan genç kızların yalancı gözlerine
Sokardı beyninin kalmışsa duru bir kemiği.
Oysa yok işte ardına düşecek bir çocuk, ne de bir şair yerine
İştiyak ile düşen ve neredeyse ansızın kaybolacak bir yağmurun bile.


Faysal Soysal, Bir Ölünün Defteri, sf. 108, 109
İstanbul 2011, 1.Basım, Balkon Sanat Yayınları