.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

10/21/2011

Dinleyin sürüngenler!



İnsan uykusuzluk çekerken aslında hiç uyumuyor ve hiçbir zamanda uyanık duramıyor.
Birden herşeyi unutup silahın temizliğini düşündüm.
Uykusuzsanız hiç uyuyamıyor ve uyanık da duramıyorsunuz.
Bob un göğüslerine bastırılmış uyurken Tanrınınkiler de böyle olmalı diyorsunuz.
Dövüş kulübü artık bodrumlardan taştı, şimdi Mayhem[1] Project oldu.
Bir tümörüm olsa adını Marla koyardım.
Damağındaki küçük çizik dilinle oynamasan hemen geçer ama dayanamıyorsun.
Uyuyup olduğunuz yer dışında, bambaşka bir yerde uyanırsanız, farklı biri olarak uyanabilir misiniz?
Babam beni terk etti.Tyler beni terk etti…Ben Jack’in kırık kalbiyim.
Tyler Durden
3 dakika. Hepsi bu. Sıfır noktasındayız. Olayın şerefine bir konuşma yapacak mısın?
Bu senin yaşamın ve her geçen dakika sona eriyor.
Bana vurabildiğin kadar sert vurmanı istiyorum.
Bizler özel değiliz.
Yaşamı sevmemize ramak kalmıştı.
Sadece felaket sonrası diriltmiş olacak bizi.
Omlet yapmak için yumurtaları kırman gerekir.
Burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. Bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz.
Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız.
Televizyonla büyürken, milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık, ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız.
Hayır, değil. Eğer hiç kavga etmemişsen kendini tanıman ne kadar mümkün? Hiç bir yara izim olmadan ölmek istemiyorum.
Sahip oldukların,sonunda sana sahip olur.
Tüm umudunuzu kaybetmek özgürlüktür.
Bırakın evrilelim; her şey düşeceği yere düşsün.
Her şeyden önce korkmayı bırakıp bir gün öleceğini kabullenmelisin.
Sadece her şeyi kaybettikten sonra özgür kalabiliriz.
Tebrikler.. Dibe vurmaya biraz daha yaklaştın.
Kıçına tüy takmak seni tavuk yapmaz.
Benim dünya görüşümde sen: rockafeller merkezi harabelerinin etrafındaki ormanda av peşindesin… Hayatın boyunca üzerinde olacak deri giysin var. Sears kulesini saran sarmaşıkları tırmanacaksın. Tepeden aşağıya baktığın zaman sadece un yapan ya da asfalt yolda et kurutan minik insanlar göreceksin.
Sizler işiniz değilsiniz… Sizler paranız kadar değilsiniz… Bindiğiniz araba değilsiniz… Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz… Sizler iç çamaşırı değilsiniz.. Sizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden pisliklerisiniz..Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz…
Kendini geliştirmek mastürbasyondur, kendini yıkmak ise asıl soruların cevabı.
İnsanlar bunu her gün yapıyor. Kendileriyle konuşuyor, hayallerindeki gibi olmak istiyorlar. Ama cesaretleri olmadığı için eyleme geçmiyorlar.
Tanrının ya düşmanı ya da hiçbir şeyi olacak olsan, hangisini seçerdin?
Evet biz tüketiciyiz.Tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz.
Acı ve fedekarlık olmadan hiçbirşey yapamazsın.
Babalar bizim için tanrı modeliydi.Eğer babalarımız bizi terk ettiyse tanrı nasıl biridir?Tanrının senden hoşlanmadığı olasılığını da düşün.O belki seni hiç istemedi.Hatte büyük olasılıkla senden nefret ediyor.Bu başına gelebilecek en kötü şey değil.Ona ihtiyacımız yok.
Dövüş kulübünün ilk kuralı:kulüpten sözetmemek
2.kuralı:kimseye kulüpten sözetmemek
3.kuralı:Ayakkabı t-shirt yasak
4.kuralı:Dövüşler tek tek yapılır
5.kuralı:Dövüşte iki kişi vardır
6.kuralı:Biri pes derse sakatlanır ya da bayılırsa dövüş sona erer
7.kuralı:Dövüş gerektiği kadar sürer
8.kuralı:Dövüş kulübündeki ilk gecenizse dövüşmek zorundasınız
Marla
Bilmem öylemi aslında benim daha çok hakkım var senin hala testislerin var öyle değil mi?
8G’deki kızın kendine inancı yok ve yaşlandıkça, seçeneklerinin azalacağından korkuyor. İyi şanslar.
Anaokulundan beri böyle sevişmemiştim…
Kendi içimdeki hastalıklı ve iltihaplı pisliği kucaklıyorum. Yan cadı, yan.
Biliyorsun ki, prezervatif neslimizin kristal ayakkabısı. Bir yabancı ile tanıştığında, geçiriveriyorsun onu. Bütün gece dans ediyorsun, sonra da atıveriyorsun. Prezervatifi kastediyorum, yabancıyı değil.
Hayvan Kontrol Merkezi gidilecek en iyi yer. İnsanların sevip, sonra da atıverdikleri küçük köpekçiklerin, kedi yavrularının, hatta yaşlı hayvanların ilgini çekmek için hoplayıp zıpladıkları bir yer, çünkü üç gün sonra aşırı dozda sodyum fenobarbital verilip, büyük hayvan fırınına gidecekler.
Birileri seni, hayatını kurtaracak kadar sevse bile, yine de kısırlaştırılmaktan kurtulamazsın.
Seni kazanmam mümkün değil, değil mi?
Sana yeni elbisemi göstermek istedim. Bu bir nedimenin elbisesi ve tamamen elde yapılmış. Beğendin mi? İyi Niyet Tasarruf derneği bir dolara sattı. Bu çirkin mi çirkin elbiseyi yapmak için birileri bu küçücük dikişlerle uğraşmış.
I wanna have your abortion.
Monolog
Kafama bir silah daya ve duvarları beynimle boya.
Sizler özel değilsiniz,
Sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan
Kar tanesi de değilsiniz,
Sizler işiniz değilsiniz,
Sizler paranız kadar değilsiniz,
Bindiğiniz araba değilsiniz,
Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,
Sizler iç çamaşırı değilsiniz,
Sizler her şey gibi çürüyen birer organik maddesiniz…
Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden yeri geldiğinde dalga geçen yeri geldiğinde gülüp geçen pislikleriyiz.2 Aralık 2007
Ben jack’in öd kesesiyim ben olmazsam jack yağlarını sindiremez. Ben jack’in kalın bağırsağıyım, bu adam biraz kaçıkmış ben ( o sırada taylor evde bisikletle gezer) ben jack’in meme ucuyum…..
Yarın herkesin bi ödevi var. hepiniz biriyle kavga edeceksiniz. kavga edecek ve kaybedeceksiniz.
Edward Norton -Burda yok.
Marla: -kim burda yok.
Edward Norton -tyler burda yok. gitti. uzaklara.
Ben Jack ‘in mahvedilmiş hayatıyım.
Tyler:o silahı neden kafana dayıyorsun
Edward Norton :kafama değil kafamıza
Elime bir tüfek alıp, türünü korumak için çiftleşmeyen her pandayı vurmak istiyorum, petrol tankerlerini açıp hiç görmeyeceğim fransız sahillerini kirletmek istiyorum. DUMAN SOLUMAK İSTİYORUM. gerçekten…
Güzel birşeyleri yok etmek istemiştim..
Tyler : Fuck,damnation !
Hiç yaptık mı diye sormak için Seattle’daki motel odasından Marla’yı arıyorum.
Bilirsiniz işte.
Şehirlerarası, Marla “Neyi?” diyor.
Yattık mı?
“Ne!”
Yani hiç seks yaptık mı?
“Tanrım!”
Yani?
“Yani mi?” diyor.
Hiç seks yaptık mı?
“Sen acayip boktan bir herifsin!”
Seks yaptık mı?
“Seni öldürebilirim.”
Ne yani, bu evet mi demek, hayır mı?
“Bunun olacağını biliyordum” diyor Marla. “Çok kaypaksın. Beni seviyorsun. Sonra görmezden geliyorsun. Hayatımı kurtarıyorsun,
sonra da annemi kaynatıp, sabun yapıyorsun.”
Kendimi çimdikliyorum.
Marla’ya nasıl tanışıtığımızı soruyorum.
“Testis kanseri şeyinde” diyor Marla. “Sonra da hayatımı kurtardın.”
Hayatını mı kurtardım?
“Evet hayatımı kurtardın.”
Senin hayatını Tyler kurtardı.
“Hayatımı kurtardın.”
Parmaklarımı yanağımdaki deliğe sokup, içeride gezdiriyorum. Beni uyandıracak kadar birinci sınıf bir acı için en uygunu bu olmalı.
“Hayatımı kurtardın. Regent Oteli. Yanlışlıkla intihar etmeye kalkışmıştım. Hatırlıyor musun?”
Ah.
“O gece” diyor Marla “senin bebeğini aldırmak istediğimi söylemiştim.”
Kabin basıncını kaybediyoruz.
Marla’ya adımı soruyorum.
Hepimiz öleceğiz.
“Tyler Durden. Adın, Tyler Akıllara-Zarar Durden. 5123 NE Paper Sokağında oturuyorsun ve orası kafalarını kazıyıp, derilerini kül suyu ile yakan küçük müritlerinle kaynıyor.” diyor Marla.
Uyamam lazım.
“Hayır önce koca kıçını kaldırıp buraya gelmen lazım. “ diye bağırıyor Marla. “Şu küçük troller beni sabuna çevirmeden önce gelmelisin.”
Tyler’ı bulmam lazım.
Marla’ya elindeki yaranın nasıl olduğunu soruyorum.
“Sen yaptın” diyor. “Elimi öptün.”
Tyler’ı bulmam lazım.
Biraz uyamam lazım.
Uyumam lazım.
Uykuya dalmam lazım.
Marla’ya iyi geceler diyorum ve uzanıp telefonu kaparken Marla’nın çığlıkları uzaklaşıyor, uzaklaşıyor ve yok oluyor.
Marla: Kendini mi vurdun?
Jack: Evet,, ama herşey yolunda… Marla,, bana bak… Gerçekten düzeldim.. İnan bana… Herşey yoluna girecek… Beni çok garip bir dönemimde tanıdın…