.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/31/2012

Anlıyor musun Olric ?





Ne demek oluyor incitmedensezdirmedenacıtmadanduyurmadan anlatmak Selim ?

Salon alkıştan inlesin! Filmin hafiyesi geldi.Kızı atının terkisine aldığı gibidörtnala çiğneyip salonu birbirine katmaya geldi.Öfkeden boğuluyor : öfkeyle boğmaya geldi.Paçavralar içinde dolaşıyoruz Olric'le birlikte.Mehmet Siyahkalem'in Resimlerinde ki kara sakallı keşküllü pis dilenciler gibi karartıyoruz ortalığı.Şeytanlarla elele verip eletriksüpürgeleriyletarazlanmış halılarınızın üstünde tepinmeye geldik.Yakında bir plağımız çıkıyor.Bütün şöförler çalacak arabalarında.Yaslı gittik şen geldik yedi tepeden geldik aç kapıyı bezirgan bonjur demeden geldik.Gözüm kararıyor Olric : elimden bir kaza çıkacak.Ben Selim'e benzemem.Yanlış adam seçtiler beni bu işe memur etmekle.Ben özel teşebbüsüm Olric.Herkesle birlikte kalkıp herkesle birlikte oturmam.Ben Amerika'yı keşfetmiş adamım.Sağım solum belli olmaz.Doktora filan yapmadan kibrit suyu üretimine başlıyıveririm. Elinizde patlarım ulan!

Ağzınızı bozmayınız efendimiz.Ben öyle dergi filan çıkarıp,adam başına düşen milli gelir masallarıyla avutamam kendimi.Rahmetliye saygısızlık oluyor efendimiz.Selim'in ölümüyle ilgili araştırma için görevlendirilen komisyona üye yaptılar beni. Aylardır belgeler peşinde koşturup duruyorlar.Benim bir yıllık memuriyetim var Olric.Ben komisyonları bilirim.  işte raporum.Daha Selim'in yazdıklarını okumadınız efendimiz.Ara raporu veriyoruz, karıştırma Olric. Komisyon üyelerini zorla bir araya getirdik.Yazı yazan kadına pek kötü bakıyorsunuz efendimiz.Gidip evinde yazsaydı Olric.Aklı başında bir insan bara yazı yazmaya gelir mi? Oturup bu adamın başını bu yana çevirmesini bekleyemem. Kalktı , garsonun yanına gitti. Bir içki daha. Kimse meseleyi doğru dürüst incelememiştir Olric. Benim raporu görüşmeden hemen kabul ederler . Pek sanmıyorum efendimiz. Hele böyle öfkeli görürlerse sizi...Açık oturum yapacağız Olric.İlgili herkes çağıracağız. Gene mi soldan geldin papyon kravatlı? Kelebek değilde papyon. Diliniz batsın.Aman birden içmeyiniz efendimiz.

Hepsini birden içeceğim Olric.Komisyon üyelerini çiğnemeden yutacağım.. Onlar daha bir önce ki toplantı tutanağını okumadan, birden masanın üzerine çıkacağım. Ellerine ayaklarımla basacağım.Tutundukları son masadan da aşağı yuvarlıyacağım onları.Birer birer masanın kenarlarından aşağı yuvarlanacaklar ve halının içinde boğulacaklar. Kelmlerini,kağıtlarını,camdan sigara tablalarını parça parça edeceğim. Başımda kırmızı bir mendil, ağzımda keskin bir bıçak masanın bir ucundan bir ucuna kayacağım. Orada birden bire topuklarımın çevresinde dönerek  elimi göğsüme sokacağım ve eşşek derisine pastel boyayla yazılmış raporumu kınında sıyıracağım.. Bu rapor değil. Bu bildiğiniz kelimelerle yazılmış bir araştırma değil.Yaşayan,nefes alan,ıstırap çeken, haykıran bir belge bu.Bu belgeyi okumayacağız Olric. Bu belgeyi , bu raporu yaşayacağız Olric.Anlıyor musun Olric ? Anlamak istemiyorum efendimiz. Hayır anlamalısın. Nasıl anlamazsın Olric ?  Bizim dışımız da belge falan yok Olric.Ben Turgut Özben , elle tutulur tek belgeyim ben. Yüzüme baktıkça okumalısınız beni.. Aranızda durmadan dolaşacak,elden ele gezecek canlı bir delil. Kendimi çerçevelere sokup,gazetelerde ilan edeceğim. Duvarlara yapıştıracağım Turgut Özben'i. Cumartesi günleri öğle tatilinden sonra bayrak direklerine çekeceğim. Zarflara koyup mektup diye göndereceğim. Beni açmaya korkacaksınız. Canım insan, sana çoktandır yazmak istiyorum. İşlerim yüzünden bir türlü fırsat bulamadım.Senden uzun süredir yazmıyordun.. Merak ediyordum.. Gene dayanamadım. Ben yazıyorum.Reklam filmlerine çıkacağım. Dikkat! Bu bir reklam filmi değildir. Bu filmi seyretmede herkesin çıkarı vardır.Anadolunun billur ırmakları arasında eski Kafkasya krallarından  Disconnectum Erectal'nın sarayının kalıntıları arasındayız.. Beyaz tüller arasında Günseli sizlere Işık çoraplarının reklamını yaparken... sayın dinleyiciler Turgut Özben'le on beş saniye programını sunuyoruz : önce okuyucu mektuplarını cevaplandırıyorum. Isfarla'dan MYKL rumuzuyla mektup gönderen hayranım soruyor : bilmem ben bu gönülle nasıl yaşayacağım ? Yetmez mi bu elem daha yıllarca mı sürsün ?  Yakında bitiyor sevgili dinleyicim. Piyasaya bir çıksam mesele kalmıyacak. Bütün hesaplarımı yaptım. Maliyetimi çıkardım. Onlara oldukça pahalıya mal olacağım. Belli etmeden yavaş yavaş süreceğim kendimi. Olric'le birlikte karamela satacağız.Kalabalık ve candan bir satıcı topluluğu içinde yerimizi bulacağız. Bütün varımızı yoğumuzu değiştireceğiz. Kanımızı değiştireceğiz...

 Tutunamayanlar / Oğuz Atay