.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/26/2012

Tunç devri..Aşık oldu..Utanç devri.



Bir mısra takıldı aklına şarkıdan..

Tunç devri..Aşık oldu..Utanç devri.

Şarkıda daha fazla yazmaya eli varmadı.Bu olayı bana anlatmıştı;aşkından bahsetmeden..Üstü kapalı.Ne Zeliha'ya..Ne de başka birine..Yalnız Metin'e.Bir insana içini açması ne kadar zordu;ne ince hesapları vardı.Selim'e yapılan bir haksızlığı daha ortaya çıkarmış bulunuyorum..Sayın yargıçlar.Evet,Metin görevini kötüye kullandığı için mahkemeye verildi.Suçluyorum sayın yargıçlar!Ortada açık bir haksızlık var.Yanlışlıkla sahneye çıkarılan masum bir vatandaşa,oyunun bütün sorumluluğu yüklenmek isteniyor.Şarkılarda,bu suçtan üstü kapalı bahsedilmiş olması,bu güne kadar asıl delilerin ortaya çıkmasını önlemiştir.Suçlu sandalyesinde oturan Metin Kutbay'ı dördüncü şarkının açıklamasında yargılamak imkanıda böylelikle ortadan kalkmıştı.Fakat uzun ve sabırlı bir araştırma sonunda,utanç devrinin açıklanmasının,bir dalgınlık eseri şarkılara konulmadığını tespit etmiş bulunuyorum.

Biraz önce Metin Kutbay'ın savunmasını dinlediniz.

Suçlu kendini temize çıkarmak çabasıyla olayları tarif etmiş ve meseleyi bir başka yöne sürükleyerek bizleri yanıltmaya çalışmıştır.Ayrıca,Tutunamayanlar kanunun on dördüncü maddesine göre,''onlar''a savunma hakkı verilmediği gerekçesine dayanarak sanığın savunmasının nazarı itibara alınmamasını talep ediyorum.Biraz sonra yüksek huzurlarınıza getireceğim açıklamayla gerçek bütün çıplaklığıyla gözlerinizin önüne serilecek ve zavallı müvekkilimin ''onlar'' tarafından nasıl adım adım ölüme götürüldüğü bir kere daha anlaşılacaktır.

Masanın çekmecelerini karıştırdı;sonra ''Rüstem'' diye bağırdı.Yandaki odadan hemen,zeki bakışlı,on beş yaşlarındabir çocuk fırladı ve yıldırım gibi odaya daldı.Türgut'un karşısına dikildi:''Buyur kumandan'' Turgut,gülümsemesini tutarak:''Aferin Rüstem'' dedi.''Askerde seni muhakkak on başı yaparlar.''sizin gibi teğmen yapmazlar mı kumandan?'' ''Çok çalışırsan onu da yaparlar.Düşmana karşı uyanık olanları her şey yaparlar.Yalnız,emre itaat şart!Şimdi bir düşmanı tepelemek için biraz beyaz kağıda ihtiyaç var:dosya kağıdına.Bakkala git,temizlerinden on beş yirmi tane al'' Rüstem,topuklarının çevresinde döndü:''başüstüne kumandan!'' koşarak çıktı.

Rüstem kağıtları getirince,Turgut,önce itinayla paketi açtı,sayfaları masanın üstünde düzeltti.''Suratıma bakacağına git bana kahve yap''Rüstem bir çırpıda kahveyi getirdi.''Şimdi içeriye kimseyi bırakma.Savaş hazırlığı yapacağım,çok gizli.''

Bu tehlikeli silahı senin için elime alıyorum Selim kardeşim.Tanrı,onu doğru yolda kullanmama yardımcı olsun.

İşte sana nesir;

    Tunç devri...Aşık oldu..Utanç devri

Tutunamayanlar / Syf;429,430