.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

3/27/2012

Derda ve Derdâ



 Uyandılar.Aynı anda. Başlarını çevirip birbirlerine baktılar. Derda , bir boyun mesafesinde ki dudaklara ulaşmak için kendini uzattı ve öptüğü yerde kaldı.

O günü Edinburgh sokaklarında geçirdiler. Akşam erken geldi ve eve döndüler.

Derda salona , Derda banyoya doğru yürüdü.

Elinde ki sprey boye kutusunu salladı ve geniş banyonun geniş duvarına , büyük , kırmızı bir O harfi çizdi. Birkaç dakika boyunca , Derda gülümseyerek izledi. Bembeyaz duvardaki kıpkırmızı harfi. Sonra , O'nun içine bir A ekledi. İlk kez görüyormuş gibi onu da izledi. Ya da bütün hayatı boyunca izlemiş gibi.

Yatak odasına geçip üzerindeki giysileri yavaş yavaş çözmeye başladı ve Derda , çıplak kalana kadar soyundu. Salondan gelen bir müzik sesi duyuldu. Kapanmış olan dudakları dalgalandı. Evde ki en sevdiği albümdü : Altre Follie , 1500 - 1750.

Derda , yatak odasındaki boy aynasının karşısına geçip yumruklarını kaldırdı ve bir boksör gibi gardını aldı. Kendine , OĞUZ ve Atay ' ın üzerlerinden baktı. Ta ki Derda içeri girene kadar. O da çıplaktı. Ve o da gülümsüyordu.

Derda , Derda'nın elinden tutup geçmiş zamanların bir soylusu gibi banyoya giden yolu gösterdi. Eğilerek. Derda yürüdü ve küvetin yanında durdu. İçinde ki suyun sıcaklığını ölçmek için dizlerini büküp iki parmağını ıslattı. Sonra doğruldu ve tek hamlede tokasını çekip topuzunu çözdü. Saçları , omuzuna bir nehir gibi döküldü. Önce bir ayağını sonra diğerini soktu sıcak suya. Kayboldu küvetin içinde çıplak bedeni.

Derda , iki elinde ki iki şampanya kadehini küvetin yanına getirip damalı zemine bıraktı. Sonra da sıcak suyun içine kendini yavaşça batırdı.

Buhar bulutunun arasından bakıp karşılıklı gülümsediler ve gözlerini kapatıp bir süre müziği dinlediler.

Notalar yavaşladı ve gözkapakları birbirlerine kalktı. İkisi de uzanıp kadehlerini aldı ve gözlerini aşklarından ayırmadan yudumlarını çektiler. Bir nefes gibi. Bir nefes zehir...

'' Seni az seviyorum '' dedi. Derdâ.
'' Ben daha az '' dedi. Derda.
Bir daha konuşmadılar...

Bir ara , duvardaki işareti izleyip düşündüler : Oğuz Atay'la başlayanın Oğuz Atay'la bitişini.

Follia adında ki sonsuz melodinin eşliğinde
Birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne.
Seksen yaşındaydı.
İkisi de.
Birlikte olabilmek için kırk yıl ,
Birlikte ölebilmek için de
Bir kırk yıl daha yaşamışlardı.

       '' Follia '' , XVI. yüzyıl ve daima....


Az / Hakan Günday