.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

3/30/2012

Televizi - Aptal kutusu



Gaftici Fethi, zengin semtlerin birinden arakladığı aletle mahallede gözükünce, Kolera'da günün adamı ilan edildi. Bu alet; Televizi- Aptal kutusu-Beyaz camdı. Fethi, Kolera'nın en geniş çıkmaz sokağına koyduğu bu aleti para karşılığı millete seyrettiriyordu. Müşteriler çoğalınca Fethi ara sokağa bir perde çekip Televizi seyretmek isteyenleri biletle içeri almaya başladı. Softalar Gaftici'nin getirdiği bu alete "Şeytan Kutusu" dediler. "Günahtır kardeşim -Ayıptır Evladım, al şu Televizi'yi de götür bir yere fırlat," dedilerse de, Fethi'ye dinletemediler. Bunun üzerine, Şeytan Kutusu'na karşı imha planları hazırladılar. Bir gece yansı Fethi'nin müşterileri dağılınca softalar, taş ve sopalarla Şeytan Kutusu'na giriştiler. Suikast haberini iki dakika önce alan Fethi, üç kat battaniyeye sardığı portakal sandığını sehpanın üzerine koymuş, aleti çoktan kaçırmıştı. Fethi, softaların öfkeyle giriştiği kutuya ve yaptıkları aptallığa bakarak evinin camında kahkahalarla gülüyordu. Softalar başarısız olduklarını ertesi gün anlayınca deliye döndüler. Bir tanıdıkları vasıtasıyla Kolera'nın elektriğini kesip Şeytan Kutusu'ndan kurtulacaklarını zannettiler. Kolera zindan gibi olunca softalar derin bir iç çekip büyük bir beladan kurtulduklarına sevindiler. Ancak karşılarında Kolera Sokağı'nın en büyük vebası, en hünerli parlak dehası Fethi durduğundan sevinçleri çeyrek kaldı. Fethi, Fil Hamit'in atölyesinden arakladığı aküyle aleti çalıştırıp, "Hizmette sınır yoktur sevgili vatandaşlarım," diyerek softalara nispet haykırıyordu.

Elektronik çağı Kolera'da olanca şiddetiyle patladı. Köylü kadınlar ve softaların karılan, televizyondan 'şeytan aleti' diye bahsedildiğinden, televizyonu korkarak, başlarını bağlayıp evi tertemiz yaptıktan sonra seyrediyorlardı. Ekrana kadın spiker çıkınca rahat nefes alıp sakince seyrederken, erkekleri gördükleri zaman mutfağa veya yan odalara kaçıyorlardı. Kocaları evde yokken, erkek spikerleri kapı aralığından gizlice seyredip koltuk kenarlarına sürtünüyorlardı. Aya gidildiğine bile inanmayan softaların televizyonu kabullenmeleri yine Fethi'nin sayesinde oldu. Gaftici televizyondaki belgesel programların sesini kısıp Şeytan Kutusu'nun arkasına yerleştirdiği teypten ezan sesi çıkararak softaları aptal kutusuna esir etti. Kaptan Kusto'nun 'Denizler Altındaki Yaşam' belgeselini 'Huu' çekerek izleyen softalar görülmeye değerdi.

Ağır Roman / Metin Kaçan