.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

7/04/2012

Üç Ruh



Ana rahmine üç ruh düştü ama tek beden verildi onlara.

Tüm hayatımız; içimizde başka bir şeyler olmak isteyen ruhlarının gölgesinde geçiyor sanırız. Eski mistik öykülerden gelen aynı bedenin içine sıkışıp kalmış ruhlar. Bu o kadar karmaşık hale getirir ki yaşamımızı sonunda kim olduğumuzun bile farkına varamadan çürümek üzere toprağa yol alabiliriz. Hayatımız düşündüklerimiz, söylediklerimiz ve yaptıklarımız arasında kısır döngü halinde akar gider. Birbiri üstüne koyduğunuzda tam bir uyum içinde olduğunu göremeyeceğini bildiğimiz üç ruh gibidir aralarında ki farklar.

Peki ne zaman başlar bu?! Ana rahminde karanlıktan kurtulmak için dışarı çıkmak isteme anı ilkidir bu sanırım düşünceye denk gelir. Ama var olma eğilimi daha içgüdüsel davranır ana rahminde ki yumurta erken olduğuna karar verir ve eylemi yapmaktan vazgeçip başkasının karar vermesine bırakır dışarı çıkacağı anı. Ve aslında söylemek orda o karanlıkta sözün söylendiği anda ne kadar anlamsız olduğunu bilen üçüncü bir ruh vardır bu yüzden sessizdir ve sessizliğin dilini bilir. Sözün ağızdan çıktığı anda kendine sahip olacağını da.

Doğum sonrası bağırması bu yüzdendir etrafta anlamsızca var olan seslerin içine doğunca ruh bağırır ve ağlar. Ya sonrası susar ve unutur.

Tüm yaşamı boyunca elinde oyuncağı olacağı üç ruh vardır artık. Düşünce, söylem ve eylem. Yaşamı boyunca bu üç ruhu barıştıran insan sayısının ne kadar az olduğunu gördüğünden olsa gerek kendi parçalarının üst üste konulunca uyumsuzluğunu fark ederek umursamaz hale gelir.

Acı gerçek nedir peki bu üç parçanın üst üste konulmaması gerektiğidir elbette. Kişi kendi puzzlelının farklı parçaları olduğunu göremeden yitip gitmeye mahkûmdur.
Karakterli dediğimiz insanların bu üç parçayı üst üste getirdiklerini düşünerek ahmaklıkta etmiş oluruz onlar sadece görüntüdür.

Bu yüzden başkalarının hayatları dışında kendine dönmeli bazen insan, kendi çölüne orda sonuç alamayacağını bildiği bir uğraşta olsa varsa eğer ( doğumuyla öğrendiği başkalarının varlığından kaçıp) kendi rahminden çıkarmalı kendini.