.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

10/21/2012

Aşksızlık dansa yenik düşmektir


Soyundum ve görüntünü gardırobun kapısından silmeye çalıştım.ikimizin tanıştığı koltuğa oturdum.sesini silmeyi beceremedim.en iyisi aşktı;..onu bulduğum yere beni götürebilecek bir ayna aradım.güvercinlerimi anlattığım yazıyı sana göndermek istedim;sana dokunmak istedim,ince uzun küpelerim sırtına değsin istedim.açık,gergin ve güçlü bir şey bu.aşksızlık dansa yenik düşmektir.giyindim,hava çok sıcak.
Fotoğrafını duvara asıp,sözcüklerin yok etme,var olma savaşı verdiği sayfaları yırtıp atıyorum.kendine söyleyemediklerini dudaklarının kenarı anlatır bana.korkularını,korktuklarını.herşeyi,her şeyi unuturum.sadece bir fotoğraf için evime diğer gecelerden daha erken dönerim.daha erken uyanırım,en az senin kadar…neyim?gözlüklerine patlayan ışık,onu unuttuğum bir gece,yaktığım koltukta bana rastladı.sevgilimi pencereden aşağı attım.babamı menekşe saksımın içine gömdüm.perdeleri sıkıca kapattım.artık uyanık kalabilirim.
Şarkı dinleyip kitap okuyorum.arkadaşlarım nerede kaldı.müzik dinleyip kitap okuyorum bu sefer.uykuya geçmeden bir saat önce.yani çok sonra.sıcak,çıplak ve isteksiz kalıyorum.soğuğu seviyorum,kibritçi kızı.ama sıcak ülkeleri merak ediyorum.orası bilemeyeceğim tek yer,beni de yanına alır mısın?Yolculuk uzun sürmez hiçbir zaman.seni çok uzun düşünüyorum.sahnede dans ediyoruz.pis ve güzelim.tenimdeki kadını keşfediyorsun.hemen oyuna hazır bir piç olduğunu anlatıyorsun.aceleci,aşık ve çocuksun.

Dur.Gitme.Sana bir şey verecektim..!

Tarabya sırtlarına gümüşten yağmur akıyor.beni böyle görme diye,yüzümü kapatıyorum.midem bulanıyor,bir de yazıyorum;imkansız;gidemezsin.çoraplarımı veririm sana,angora kaşkolümü..,’bak bunları çok severim’;cam bileziklerimi..al onları benden,özlediğini anımsa.izin ver yanına oturayım,hiç konuşmam.
Tarabya sırtlarına tıpkı bugünkü gibi her gün gümüşten yağmur yağdı,işte bunu hiçbiriniz görmediniz.
Dostlarımı affetmedim.seni..duyuyor musun?sen gidemeyeceksin ve ben de seni orada,öyle bırakamam.izin ver sırtına sarılayım,çok konuştuğumu söyleme..saçlarımın sıcaklığı sana üşüdüğünü fark ettirmesin.yüzüme kapatacak kapılar veririm sana,çantamın içinde yığınlarca var.n’olur,dur..dur,gitme,sana bir şey verecektim oysaki..