.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

12/01/2013

Küçük çocukların küçük hikayeleri gibi…




Söylenememiş ya da yarım söylenmiş,

El verdiğimde tutar sanmıştım hayat… ama parmaklarım kırıldı. Hüzün çöktü ruhuma, derin ve koyu… Sözlerin kıyısına vurdum kendimi. Soğuk sessizliğini dinledim dalgalarının. Sanki bu hayat benim değildi, birinden emanet almıştım.

 ölüm ve o … tuhaf … iki kelimeyi yan yana getimek ağır geliyor. Vardı ve artık yok…birini kaybettiğinizde içinizdeki o garip sancı kuşkusuz anıların çaresiz çırpınışlarıdır. Anılar artık sahibini yitirmiş, eksik ve içi kan ağlar bir haldedir. Ardından pişmanlıklar ve keşkeler gelir…



Ruhum dinlendi.
Ve artık biliyorum.
Senin emanet ettiğin kırık cümleler değilim.
Ne gece gördüğün düşüm ne de kaybolan hüznün…
Uzaktan bakıyorum manzarana…
Görüyorum işte orada, tam yanında duruyorum.
Oysa karşıdan bakıyorum ikimize.



 

Zamanı yırtarak çıkıyordu sonsuz gölgelerinden,
Ruhu artık onu kabul etmiyordu.
Sevgiyi hırçın dalgalara bırakmıştı çoktan
Ve artık geçti ümit etmek için,
Yılan kendi zehrini içiyordu zevkle,
Son bulmuşların hikayesi çoktan okunmuştu…
Çok ağlayanlar, gülmeyi,
Çok sevenler, sevilmeyi unutmuşlardı.
Artık umursamamaktı intikamın en keskin yolu …

ps: 1:44:00 anlat Sezen dinliyoruz.