.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

2/01/2016

Kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçek açacağı yere?



Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla....
Kalbim, sersemliğim benim..
Edip Cansever
Uçurum


Biliyorum bu iğdiş edilmiş zamandan
Bir buruk gülümseme kalacak;
Uykuda bile dudağımı çarpıtan.
Metin Altıok 
Ben Üzre


Aklım her gün sorularla uğunmasa
Belki de dünyayı bir anahtar deliğinden gözlemekle
Yetinecektim
Önceden bir tutam hüzündüm- işte nasıl bilirsen
Ayaklarımı savurur da sonra toplardım sokaklardan evlere
Akşam olurdu; eşiklerde durur boyası dökük kapıları aralardım
Aklımda binlerce kitap adı ve binlerce şiirle…
Ahmet Erhan
Bir Resim Olarak

İçimdeki taş yerinden kımıldadı.
Göğün altında,
yerin telef edilmiş yüzünde
bir papatyanın “olmaz” yaprağına düştüm.
Ben sustuysam söz de sussun. Olmadı,

taşındım ertesi gün “olur” yaprağına.
Orda büyüttüm hatırayı,
ordan düştü.
Hatıra da unutsun kendini koyuluğunda.

Birhan Keskin
Salyangoz


Ben gidip hayal kuracağım
Siz oturup gerçeğinizi sevin.

Kesildi sinema afişlerindeki rüzgâr
Meylettiğim aşk da evlilik sonunda.
...
Eriyen karlar gibi gülümseyenim
Geceden başka ışığı yok anıların.
Her iç çekişte biraz daha çoğalıyorlar
Yanlızlar bir daha bir daha pencerelerde.
İnsan bir mendille gezmeli hayatı
Ne zaman ağlayacağı bilinmez ki.

Şükrü Erbaş

şimdi düşünelim
sevgilim filan değil
serin gölgeler değil
terli sevişmeler de değil
işte bütün olmazlardan sonra...
kar altında kalan bir pabuç mu
insanın şurası...

Turgut Uyar
Dilekçesi


Yaşamlarımız kısa mesafelerde bir kuş uçuşu kadar (göçebilen kuşların yolları ve kargalara verilen yaşam payı dışında ) gençyaz ve yaşlıbahar arasında ufalanan bir yaprağınki denli rüzgârlara açık. Bu bilgi bizi inlerimizden çıkararak (kimi zamanda tam tersi) altruizm adlı meydana gönderiyor. Belki meydan bir pazaryeridir, belki de yetişkin maskelerini sorumluluk duygusuyla yüzlerimize yerleştirdiğimiz bir çocuk bahçesi...

Nilgün Marmara
Kırmızı Kahverengi Defter

kalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğim
elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım
ve bir gün elbette yıldızları sayacağım.

A.Zekai Özger

Yeryüzü sofraları senin açlığını dindiremeyince,nehirlerin ve denizlerin suları senin susuzluğunu gideremeyince,hayat artık sana bir mesaj veremiyor ve kalbinde en cılız sevinç dalgası meydana getirmekten aciz kalıyorsa ,gönlü yalnızlığı arzulayan yorgun bir fil gibi süründen ayrılarak başkalarının coşku ve iştiyaklarından kendini ormanın tenha bir köşesine atmış ve dünyada olup bitenler birden değişiverir , renkler başka ,tasarılar başka ve bütün kainat ba...şka olur.Sen başka olursun ,dertlerin ,coşkuların arzuların başka , 'sözlerin' başka olur.Yüzler hep yabancı çabalar hep boşuna ,yaşamaklar hep abes,söyleşmeler hep hezeyan olup çıkar.Bir sen kalırsın, bir de yabancılık ...

Ali Şeriati / Çöle İniş


''O! Sen! Kimsin?.. Dünyasın, evrensin, özsün, masalsın, biricik ve tek, her şeyi elinde tutansın, tanrı sensin, yargılamamalı, öldürmemeli, yazmalısın, kalıcı olanı; sözü bulmalısın, sözü değiştirmelisin, söz değiştirir, söz değiştiricidir, sen tüm insanlığın soluğusun, sen yoksun, ama yaşamaktasın, kendi evinin yokuşundaki evinin üzerinde bir helikopterin gölgesi düşmüş olan evin sekisi altına gömülü bir avuç topraksın, ölümsün sen.''


Leylâ Erbil / Karanlığın Günü


Belki beklenmedik bir mola,
belki de sürgünde açmış bir parantez
çiçeği. “Hepsi bu”, diye düşünüyordu :
“Kendi yangınımızı kendimiz mi söndürdük hep?”.

Bilmiyordu ki : Çoktandır kadının bakışları
yüzünden geçen her dalgayı okuyordu.
Kaldırdı başını ve gözgöze gelince
kalem kırdı : “Başka birinin yazdığı
senaryoda oynamak istemedim ben”.

Enis Batur

Uçtum gene, o hiçbir doluluğa sığmayan boşluğa. Lambalar yakılmalı değil mi içimde? Korkma büyüt alevi, 'niçin'iyle başbaşa kalsın, sürdüremez olsun yanıtsızlığını."


Buzul Çağının Virüsü / Vüs'at O. Bener

son kuşlar döker kanatlarını, bana kanatlar verdin
dilsiz sözler, her biri biraz daha yalnızlığım
ve şimdi uçurumlar sığarken iki öpüş arasına
sensiz ben kime gitsem, biraz daha yalnızlığım.

Orhan Alkaya

Konuştuklarımız başlangıçta her zamanki gibiydi, birbirimizi kavrıyorduk, ele geçiriyorduk, sonra sonra işin can damarına geldik. Durdum. Benden söz açmıştı, beni bulmaktan... Durdum. 'Sen zaten arıyordun' dedim, 'bir şeyler arıyordun' dedim, 'onları bulmaya hazırdın' dedim, o zaman karşına ben çıktım, hazırdın bulmaya, bende buldun o aradığını, bende görmek istediğin, bulduğun şeyleri bulmaya hazırdın.

Bilge Karasu

"Sonra unutuş. Olduğun yeri. Nerden geldiğini. Nereye gittiğini. Ne zaman geldiğini. Ne zaman gideceğini. (Çünkü zaman çoktan silindi. Çünkü zaman çoktan yok oldu. Ne mutluluk!"

Ferit Edgü

Yeni bir dilbilgisi kitabı çıktı mı bugünlerde? Öznenin, yüklemin filan başka bir düzen içinde yerleştirilmesini sağlayarak beni istediğim anlama kavuşturacak böyle bir kitap. Ne diyorlarsa, yalnız onu demek isteyenler için geliştirilmiş düşünce ve ifade kuralları ne zaman bulunacak?

Oğuz Atay