.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

4/02/2011

Karakter




Mutluluk NEREDE? Mutsuzluğun başlangıcında.


 Nerede o aradığın kusur?
 Nerede o anlam Tanrı Aşkına?
 Bir yara, bir savaştan yaralı kurtulan?
 Biriktiren yüz, bilen gözler?
 Birbirine benzeyen ve benzemeyen. Sadece kendi olmanın mutluluğu ve mutsuzluğu?
 Senin nerende "bir başkası olamamanın acısı" ?

Kimse Hamlet değil!
Ve bir karakter gerçek olamaz!

Karakterleri bu yüzden severiz! Freudyen yorumlara açıktır onlar, yaptıklarının nedenleri vardır ve yapacaklarının... Hiçbir karakter şaşırtmaz gerçekler kadar, şaşırırsan kazara, döner önsemeni bulursun. Bir karakter sana heyecan verir! Kendini bir şey zannetmeye hakkın olur; yaşamaya yazgılı zavallı değil, arayan ve bulan olursun anlamı! Nedenini, nasılını bulursun! Bir karakter kadar gerçek olamazsın! Yaptıklarının nedenini bilemez kimse, hayatın önsemelerle dolu olsa da! 

Hiçbir şeyin yok, hayal ürünü olmak için her şeyi yaparsın! Bir hikâyenin kıyısına ilişebilmek için yalvarır durursun! Zavallısın! Sen bir karakter değilsin! Olamazsın! Sen hayal ürünü değilsin! Her gerçek kadar can sıkıcı, tatsız ve yetersizsin! Olduğun kadarı da kimseye yetmez, sana bile! Bu yüzden sürekli aldatıyor, aldatılıyor, aldanıyorsun! Her şey küçücük bir heyecan kırıntısı için değil mi? Bu kandırmaca? Bu tohumlarını geleceğe bırakma isteği? Sen bir karakter değilsin! Olamazsın! Sürekli yalan söylüyorsun! Sen.. Sen birkaç tohum için hikâyeni mahvediyorsun! Birkaç tohum için işte o sokaktan sessizce yürüyüp geçen sensin! Bir avuç daha tohum için fark edilmeyen gölge senin, sen her kapının önünden çalamadan geçensin, sen her sokak başında korkup, yolundan dönensin!   

Sen aptalın tekisin! Sadece direnç göstermek istiyorsun! Varlığını ispatlamak için bir fırsat, zavallılığını örtmek için bir şey sadece, sadece; bir direnç! Sen Hamlet değilsin, olamazsın! Senin direncin trajik hatan ve ne yazık bir komedyadasın! Fazla fazla melodramlara yakışacak bir kaypaklığın var senin, ikiyüzlü bir arabuluculuğun! Kalk uzandığın yerden! Sen ölmedin, numara yapıyorsun! Sen ölmedin, sadece ölü taklidi yapıyorsun böcekler gibi! Sen bir karakter değilsin! Sen oyunun yavşak bahçıvanı, gülünç aşçısı, yakışıklı genç şoförü bile değilsin! Sen katil uşak değilsin!               

Sen canım: Yoldan geçensin! Pencereden bakan, kalabalığın içinde eriyen, filmin ilk karesinde kaybolan, aynalarda görünmeyensin. O sensin! Sen taze ekmekle iki yumurta sarısı daha patlatabilmek için, zavallıların pikniğinde ruhunu şeytana satansın! Sen Faustus değilsin!

Sen; "ne olmuş nasıl olmuş" mahallesinin meraksızı, "daha çok hüzün" meyhanesinin neşelisi, "içinden ona kadar yavaş yavaş say" apartmanının kapıcısı, "bak Necmi bunlardan da alalım, sudan ucuz" alış merkezinin şen kasabı, "ben hep gazetenin spor sayfasından başlarım" bankasının huysuz müşterisi, "ben her cümlenin başına ben koymazsam kaybolurum" diyarının kendini bileni, "iş gezisine çıkan kocalar" uçağının asla emin olamayacak neşeli turistisin. Sen tatlım; "sana benzeyenler memleketinde" mola vermiş otobüsün, -mış gibi yapan yolcususun. Bir karakter değilsin. Olamazsın.