.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

1/17/2012

...



Bir imece ateşini yeniden tutuşturmak için insanlığın ortak vicdanında... Tutuşsda ellerimiz,yanalım bu ateşte.... Hani Mehmet Eroğlu’nun dediği gibi:"Toplum olarak, merhameti yeniden keşfetmeliyiz." Dağlarda kır çiçekleri gibi çoğaltmalıyız merhametin çiçeklerini, insanlığın... Güvercin’lere kıymayacak merhamet duygusunu, adalet duygusunu yeniden...

"Asıl içimde, içinde
yüzdüğüm bir deniz var"

Ne demişti şair "saçılmış nar gibiyim."

Saçılmış nar gibi yüreklerimiz. Paramparça. İçimizde göz yaşlarından bir deniz var. Nar çiçeği açar mı bir daha?

Behçet Aysan Selimiye şiirinin girişinde bir çocuk kalbiyle soruyordu hepimize:

ses ver, suların yelesini bırak aksın, söz ver
damlasın çocuk yaralarına koşarkenki şeyler
sana yeniden sus diyecekler, başla anlatmaya

olsun, kim kocaman bir ölü görmek ister
ay parçalanırken düşer tam kalbin üstüne.

Evet, ’kim kocaman bir ölü görmek ister’. Hiç kimse.

Madımak’ta yitirdiğimiz o güzel insan, Behçet Aysan, "Bir Eflatun Ölüm" şiirinde ölüm karşısındaki umarsızlığımızı ne de güzel söylemişti,

bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç

Sevgili Behçet, Sevgili Hrant, Ömrümüz "Can Kırıkları".
Bıraktığınız gibi her şey:

"aynı gökyüzü aynı keder "........


Güler Gülturan.