.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

4/06/2012

Kartpostal



Hayatı öğütürken, bir yandan biriktirmekten bahsediyorlar. Oysa tuzlu bir serinlikte boğulmak ve büyürken bize ezberletilmiş kelimelerle baş edebilmekten ötesi iz bırakmıyor. Sonra gözlerimde bana ait olmayan ve etrafıma dağıtmak zorunda olduğum gülüşlerin sancısıyla dönüp dolaşıp geldiğim şehrin kaldırımlarına söylenmemiş sözcükler düşürüyorum. En sonunda bir yere dönmek gerekiyor, çünkü. En sonunda sokaklar, derinindeki çukurun içinde biriktirdiği pisliğe isyan edip onu üzerimize kusmak zorunda kalıyor. “Güzellikler” diyorum… En sonunda bitiyorlar ve bunu onlara kim öğretti bilmiyoruz. Bu yarım ve yaralı şarkı, bu birdenbire bastıran soğuk, bu içime nereden çöreklendiğini bilmediğim kederli haller…Belki  uzatıyorum bir şeyleri. Yaşayıp alışmak var hayatın kalbine yakın damarında. Uğruna yangınlar çıkarabildiğim, sözcüklerle değil de ancak kasırgalarla anlatabildiğim tüm o hikâyelere alıştım örneğin. Yaşadıklarının dışına savrulduğunda durup izlemeye başladım hepsini. Hepsi uçları kıvrılmış bir kartpostaldan bana bakıyordu.

Toprağın üstünde öylece duran bir kuyudan mı öğreneceğim bunu, yoksa senden mi; sorumuz bu

Ne kadar yazık oluyor bizlere deyince, en çok ama en çok da buna… İnciniyor içim.