.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

8/18/2014

Üçüncü Defter



 18 Ekim 1917. Geceden korku. Gece olmamasından korku.

19 Ekim. Ruhsal bir savaşımda, kendinin olanla dışarıdan geleni birbirinden ayırma saçmalığı (çok ağır bir söz).

Mutlak olana göre bütün bilim, bir yön-tembilimdir. Öyleyse, su götürmez biçimde yöntembilimsel olandan korkmaya gerek yok. İşe yaramaz bir kabuk; ama Bir Olan'ın dışında bütün öbür şeylerden fazla bir şey değil.

Hepimiz bir savaşı sürdürüyoruz. (Eğer, temel sorunun saldırısına uğrarsam, silahlarımı almak için arkama döner, ama silahların hangisini seçeceğime karar veremem ve hatta seçebilsem bile, bana ait olmayan silahlan seçmeye yazgılıyım, çünkü hepimizin silah deposu aynı.) Sadece kendime ait bir savaşı sürdüremem; eğer bir kere özgür olduğuma inansam, eğer bir kere çevremde hiç kimseyi görmesem, çok geçmeden bunun, benim o kadar çabuk kavrayamadığım ya da hiç anlayamadığım genel durumun bir sonucu olarak üzerimdeki görevi üstlenmek zorunda kaldığım ortaya çıkıyor. Bu, hiç kuşkusuz, savaşta öncü ve artçı süvarilerin, pusuya yatarak ateş edenlerin, savaşın tüm alışkanlık ve anormalliklerinin olduğu gerçeğini dışlamaz, ama hiç kimsenin bağımsız savaş sürdüremeyeceği gerçeğini ortaya koyar.

Kendini beğenmişliğin aşağılanması mı? Evet, ama aynı zamanda gerekli ve hakikatle uyum içinde bir yüreklendiriş.

 Doğru yoldan sapıyorum. (Aforizma 1)

Kendini beğenmişlik ve kibirlilik patlamalarından sonra her zaman derin bir nefes alın. Der Jude'daki1 hikâyeyi okurken alınan haz. Kafesindeki sincap gibi. Devinimin neşesi. Darlıktaki umutsuzluk, direnmenin çılgınlığı, dışarıdaki huzur karşısında duyulan perişanlık duygusu. Bütün bunlar gerek aynı anda, gerekse art arda, o son anın kepazeliğinde yine bir arada olacak.

Bir ışık huzmesi kadar mutluluk.

İnsanın evreni kendince kavrayışının izlediği yol ve bu yolun ayrıntılarını hatırlamakta belleğinin zayıflığı kötüye işarettir. Bir bütünün yalnızca parçalan. Nasıl oluyor da böylesine büyük bir ödeve el atabiliyorsun, nasıl oluyor da bu ödevin yakınlığını hissedebiliyorsun, hatta varlığını düşleyebi-liyorsun, hatta bu düş için yalvarabiliyorsun, yalvarma sözcüğünün harflerini öğrenmeye cesaret edebiliyorsun, karar anı geldiğinde, kendi bütünlüğünü atılacak bir taş gibi, ya da öldürecek bir bıçak gibi kendi avucunun içinde toplayamamışken? Öte yandan: Sıkıp yumruk haline getirmeden önce insanın ellerinin içine tükürmesine de gerek yoktur.

Avuntu vermeyen bir şey düşünmek mümkün mü? Ya da, daha doğrusu, avuntudan eser taşımayan avuntusuz bir şey? Bilmenin kendisinin avuntu olması çıkar yol olarak görülebilirdi. Yani insan pekâlâ şöyle düşünebilir: Kendini kaldırıp bir kenara koymalısın, ama yine de bu bilgiyi yanlışlamadan, onu artık biliyor olmanın bilinciyle, bir insan kendini koruyabilir. Bu gerçekten de bir kimsenin kendi saçlarından tutup kendini bataklıktan çekip çıkarması demektir. Fiziksel dünyada saçma olan bir şey, ruhsal dünyada mümkündür. Orada yerçekimi kanunu yoktur (Melekler uçmaz, yerçekimi kanununun üstesinden gelmek zorunda değildirler, sadece, bundan daha iyisini düşünemeyecek olan maddi dünyada yaşayan bizlere böyle görünür), kuşkusuz bu bizim algılama gücümüzün ötesindedir, ya da ancak çok yüksek bir düzeye varınca akla uygun bir şeydir: Diyelim odama ilişkin kendi bilgimle karşılaştınldığında kendi öz-bilgim nasıl da dokunaklı bir yetersizlik içindedir. (Akşam.) Niçin? Dış dünya gibi, iç dünyayı gözlemlemek diye bir şey yoktur. En azından tanımlayıcı psikoloji, bir bütün olarak ele alındığında, antropomorfizmin bir biçiminden, kendi sınırlanmızdan çöplenmekten başka bir şey değil. İç dünya sadece yaşanabilir, tanımlanamaz Psikoloji, maddi dünyanın tanrısal düzlemdeki yansımasının anlatımı, daha doğrusu, kendi maddi doğamızın içinde sırılsıklam olan bizlerin tasarladığı bir yansımadır. Anlatımdır, çünkü gerçekte yansıma yoktur, ne yana dönersek dönelim gördüğümüz yalnızca dünyadır.

Psikoloji sabırsızlıktır. (Aforizma 2)

Don Kişot'un şanssızlığı hayal gücü değil, Sanço Panza'dır.

Mavi Oktav Defterleri