.

.
Üç çeşit meslek varmış : mühendislik,doktorluk,bir de hukukçuluk.Ben ressam olmak istiyordum.Babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.Prens Paradoks'tan bahsetsem kim bilir ne der? Belki şimdi sizin yanınızda Dorian Gray'lik yaparım bir süre. Sonra beni Lord Henry'liğe terfi ettirirsiniz. Masrafı neyse veririm. Fakat bir sıfatla başlamak istiyorum. Bu çocuk ilerde büyük adam olacak gibi ne olduğu belirsiz bir tanımla değil..

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

3/10/2014

3 Mayıs 1905


Neden ve sonucun düzensiz olduğu bir dünya düsünün. Bazen biri önce geliyor, bazen öteki. Ya da belki neden hep geçmiste kalıyor, sonuç hep gelecekte ama, geçmisle gelecek birbirinin içine geçmis. Bundersterrasse yamaçlarında çarpıcı bir manzara vardır: Asağıda Aare ırmağı, yukarı bakınca da Bern Alpleri görülür. İste tam arada su anda bir adam duruyor. Dalgın dalgın, ceplerini bosaltıyor, bir taraftan da ağlıyor. Arkadasları hiçbir neden yokken onu terk etmis. Kimse aramıyor artık, kimse bulusup aksam yemeğine ya da bira içmeye gitmiyor. Evine de çağırmıyor artık kimse. Tam yirmi yıl boyunca arkadasları için ideal bir arkadas olmustu. Cömert, ilgili, yumusak, sevecen. Peki, ne olmus olabilir ki? Tam bir hafta sonra, aynı adam aynı yerde keçi gibi inatçı biri olmustu. Pis giysiler içinde, herkesi asağılayan, kimseyi Laupenstrasse'deki evine sokmayan, para canlısı bir adam olup çıkmıstı.

Peki simdi hangisi neden, hangisi sonuç. Hangisi geçmis, hangisi gelecek?

Zürih'te Meclis tarafından katı yasalar yürürlüğe kondu. Halka silah satısı yasaklandı. Bankalar ve ticarethaneler denetime tabi tutuldu. Zürih'e gelen herkes, ister Lim-mat ırmağı üzerinden gemiyle, ister Selnau hattı üzerinden trenle gelsinler, üzerleri aranarak kaçak mal tasıyıp tasımadıkları denetlenecekti. Kolluk güçleri iki kat artırıldı. Sıkı tedbirlerden bir ay sonra Zürih tarihinin en büyük siddet olaylarıyla'sarsılmaya basladı. İnsanlar, güpegündüz We-inplatz'da soyuldular. Kunsthaus'tan resimler çalındı; Münsterhof un kilise sıralarında aleni içki içilir oldu. Bu suçlar zamanda yanlıs mı yer almıslardı?

Yoksa yeni yasalar bir tepki değil de bir etki miydi?

Botanisher Garten'de bir çesmenin yanında genç bir kadın oturuyor. Her Pazar beyaz leylakları, misk güllerini, pembe sebboyları koklamaya buraya geliyor. Birden, kadının kalbi sıkısıyor, yüzü kızarıyor, sinirli sinirli yürüyüp gidiyor. Hiçbir sey mutlu etmiyor onu. Günler sonra genç bir adama rastlayıp âsık oluyar. Bu iki olay bağlantılı değil mi? Ama hangi acayip iliskiyle, zamandaki hangi tersine dönüsle, hangi ters mantıkla?

Bu nedensel olmayan dünyada bilimkisilerinin eli kolu bağlı. Öngörüleri ardılgörüye, esitlikleri ispata, mantıkları mantıksızlığa dönüsüyor. Bilimkisileri çaresiz kalıyor, kumar oynamaktan bir türlü geri duramayan kumarbazlar gibi homurdanıp duruyorlar. Bilim adamları rasyonel oldukları için değil, dünya irasyonel olduğu için maskara oluyorlar. Ya da kim bilir, kozmos irrasyonel olduğu için değil de bilimkisileri rasyonel oldukları için. Nedensel olmayan bir dünyada, neyin ne olduğunu kim söyleyebilir ki?

Bu dünyada sanatçılar keyifli. Önceden kestirilemez-lik, resimlerine, bestelerine, romanlarına hayat
veriyor. Öngörülemeyen olayların, açıklanamayan durumların tadını çıkarıyorlar. İnsanların çoğu nasıl anlık yasayacaklarını öğrenmisler. Su öne sürülüyor: Geçmisin gelecek üzerinde belirgin bir etkisi yoksa, geçmis üzerinde durmaya ne gerek var. Ve eğer simdiki zaman, gelecek üzerine pek az etki yapabiliyorsa, su anki eylemler yaratacağı sonuçlar açısından değerlendirilmemeli. Tam tersine, her eylem, tek basına değerlendirilecek bir zaman adacığıdır. Aileler, ölüme yaklasmıs amcalarını, miras nedeniyle değil de onu o anda sevdikleri için rahat ettiriyorlar. Çalısanlar, güzel özgeçmisleri nedeniyle değil görüsmede göz doldurdukları için ise alınıyorlar. Patronları tarafından ezilen sekreterler, gelecek korkusu olmaksızın her onur kırıcı davranısa karsı çıkıyorlar. Bu bir dürtü dünyası. Bir samimiyet dünyası. Söylenen her sözün, yalnızca o an için geçerli olduğu, her bakısın yalnızca tek anlamı olduğu; hiçbir dokunusun ne geçmisi ne de geleceğinin bulunmadığı; her öpücüğün o anın öpücüğü olduğu bir dünya.

Alan Lightman / Einstein'in Düsleri